Zeynep Bodur Okyay, Türkiye’de sosyal girişimciliğin geleceğinin parlak olduğuna inananlardan...

"Son dört yıldır sosyal girişimcilerle bir aradayım. İtiraf etmem gerekirse bana herkesten daha çok ilham veriyorlar" diye konuşan Kale Grubu Başkanı ve CEO’su Zeynep Bodur Okyay, dünyanın sosyal girişimcilerle daha adil, daha güçlü ve daha yaşanılır bir ülke olacağına inanıyor.
Zeynep Bodur Okyay, Türkiye’de sosyal girişimciliğin geleceğinin parlak olduğuna inananlardan...

Kale Grubu’nun, sosyal girişimcileri desteklemek amacıyla Ashoka Türkiye ortaklığında dördüncüsünü düzenlediği İbrahim Bodur Sosyal Girişimcilik Ödül Programı’nda ‘Erken Aşama’ kategorisinde Joon, ‘İleri Aşama’ kategorisinde Tolkido, ‘İş Birliği’ kategorisinde ise BlindLook girişimleri ödül kazandı. Bu yıl ilk kez verilen Pandemi Özel Ödülü’ne ise 3 Boyutlu Destek girişimi değer bulundu. Üç yılda ödüle değer bulunan dokuz girişimciye bu yıl 4 yeni girişimci daha eklendi.

İbrahim Bodur Sosyal Girişimcilik Ödülü Türkiye’de iş birliği kategorisinde ödül veren tek program olma özelliğini taşıyor. İş dünyasının önde gelen iş insanlarından Zeynep Bodur Okyay, holding olarak bu işin öncüsü olma nedenlerini şöyle anlatıyor:

Dünyada halihazırda iklim değişikliği, göçler, savaşlar, bunların getirdiği toplumsal eşitsizlikler gibi devasa küresel sorunlar var. Biz Kale Grubu olarak, küresel sorunların büyüklüğü karşısında kapsayıcı ve sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak için yeni iş modellerine, sosyal faydaya odaklanan ve sorunlara alternatif çözümler sunabilen girişimlere ihtiyaç duyacağımızı bundan yıllar önce fark ettik.

Bu yaklaşımımızın temelleri, bundan tam 63 yıl önce, altyapının olmadığı yıllarda, Türkiye’nin ilk seramik fabrikasını Çanakkale’de kurarak, Anadolu’ya sanayiyi götürme cesaretini gösteren vizyoner bir girişimci olan Kale Grubu’nun kurucusu rahmetli babam İbrahim Bodur’a kadar uzanıyor. Bugün biz bir yandan onun Çanakkale’de oluşturduğu özgün kalkınma modelini her alanda daha ileri taşımak için çalışırken, diğer yandan da insanı ve sosyal faydayı merkeze alan anlayışını daima canlı tutmayı amaçlıyoruz.

İbrahim Bodur’un vefatının ardından, onun anısını ve değerlerini yaşatmak amacıyla İbrahim Bodur Sosyal Girişimcilik Ödül Programı’nı hayata geçirdik. Bu yıl dördüncüsünü gerçekleştirdiğimiz programla fırsat verildiği takdirde kendi alanlarında çığır açabilecek potansiyele sahip olan sosyal girişimcileri desteklemeyi amaçlıyoruz. Bunu insanlığın yarını için bugünden yapılan bir yatırım olarak görüyorum.

"Son dört yıldır sosyal girişimcilerle bir aradayım. İtiraf etmem gerekirse bana herkesten daha çok ilham veriyorlar" diye konuşan Kale Grubu Başkanı ve CEO’su Zeynep Bodur Okyay, dünyanın sosyal girişimcilerle daha adil, daha güçlü ve daha yaşanılır bir ülke olacağına inanıyor ve sözlerine şöyle devam ediyor: "Yeni dostlar kazandık. Sadece ödül kazananlar değil, tüm finalistlerle büyük bir aile gibiyiz. Aramızda bir dostluk gelişti. Birlikte fırsat alanlarını değerlendiriyor, kurumsal iş birliği yapıyoruz. Başta İbrahim Bodur Sosyal Girişimcilik Ödül Programı’na başvuran ve ödül kazanan sosyal girişimciler olmak üzere artık bu ekosistemi çok yakından takip ediyorum."

Sosyal girişim meselesinin geleceği ve potansiyelinin iş dünyası, kamu ve sivil toplum kuruluşlarının destekleri ve onların iş birliğiyle büyüyeceğine inanıyor. Türkiye’deki sosyal girişim ekosistemi gelişmeye devam etmekle birlikte hem özel sektörün hem de üniversiteler, araştırma kuruluşları, kamu kurumları, yerel yönetimler ve fon sağlayan kuruluşlar gibi kilit aktörlerin genelde birbirinden habersiz olarak çalışmalarını sürdürdüğü görülüyor.

Öncelikle sosyal girişimlerin çalışmalarının görünürlüğünün artırılması ve sosyal girişim kavramını topluma yaymak için farkındalık çalışmalarının yapılmasına ihtiyaç olduğunu belirten Bodur Okyay,  "Burada iş dünyası, kamu ve sivil toplum kuruluşlarının vereceği ortak desteğin önemli olduğunu düşünüyorum. Yine kamu ve özel sektör, sosyal girişimlerden ürün ve hizmet satın alarak sektöre yönelik fon sağlayabilir. Sektöre ilişkin bilgi düzeyini artırmak, yeni aktörleri sektöre çekmek ve toplumdaki farkındalığı yükseltmek amacıyla hem yüksek öğrenim hem de örgün eğitim düzeyinde sosyal girişimcilik eğitiminin verilmesi anlamında da iş birliği yapılabileceğini görüyorum" diye konuşuyor.

Türkiye'de bu meselenin geleceği nasıl şekillenecek?

Türkiye’de sosyal girişimciliğin geleceğinin parlak olduğuna inananlardan... Bunun nedenini şöyle açıklıyor: "Eskiden çoğunlukla hali vakti yerinde, ailesinin durumu müsait, onların desteğiyle bir işi hayata geçirenler vardı. Bugünse gelir riskine takılsa da sosyal girişimci olmayı bir kariyer alternatifi olarak görenlerle sıkça karşılaşmaya başladık. Artık okuldan yeni mezun olmuş, hiç çalışmamış ve kariyerine sosyal girişimci olarak başlamak isteyen gençleri görüyoruz."

Bu yıl ödül programına gelen başvurular arasında gençlerin ve kadın girişimcilerin ağırlığı çok fazla olduğunu söylüyor. "Bir başka dikkat çeken nokta da başvuruların yüzde 59’unun İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerden, geri kalan kısmının ise Anadolu’dan gelmiş olması..." diyen Zeynep Bodur Okyay, "Bugün Türkiye’nin dört bir yanında, toplumsal sorunlara çözüm araştıran gencecik insanlar olduğunu bilmek bana çok iyi geliyor. Ayrıca bu girişimler önemli potansiyele sahip ve bu durum, yerel kalkınma adına da son derece önemli" diye konuşuyor.

En büyük sorun kaynak eksikliği...

Ona göre, Türkiye’deki sosyal girişimcilerin en büyük sorunu, kaynak eksikliği... En yaygın finansman kaynakları, kişisel kaynaklar ve aile fonları gibi iç kaynakları... Girişimciler, kredi ve risk sermayesi gibi geleneksel finansman kaynaklarına erişim konusunda güçlükler yaşadığını söylüyor ve ekliyor: "Yatırımcıların sosyal girişimcilere bakış açısı son dönemde değişmeye başlamış olsa da “bir şirketin para kazanarak sosyal değişim yaratması” kavramı hala yeterince anlaşılabilmiş değil. Sosyal girişimler, fonlar, bireysel bağışçılar ve yatırımcıların maalesef yeterince odağında bulunmuyor.Bu durumu iyileştirmek için atılması gereken temel adımın, farkındalık yaratmak olduğunu düşünüyorum. Bir yandan sosyal girişimciler kendini kabul ettirebilmek için daha fazla görünürlük çabasında bulunmalı diğer yandan da özel sektör burada kendine bir vazife çıkarmalı."

Yatırımcılar büyüme potansiyeli olan, ölçeklenebilir işlere yatırım yapmak istediğini söyleyen Bodur, "Bu yatırımın doğasında var, kimse parasının boşa gitmesini arzu etmez. Bu konudaki engelleri aşmanın iki yolu var. Biri, yatırımcı tarafında farkındalık yaratmak, diğeri ise sosyal girişimcileri ticari dinamiklere biraz daha yakınlaştırmak. Yalnızca sosyal faydaya odaklanıp sürdürülebilir bir model oturtmaya çalıştıklarında yatırımcıların dikkatini çekmeleri zor olabiliyor. Sosyal de olsa bir girişimci olduklarını her zaman hatırlamaları lazım; bir yandan ticaret hayatının dinamiklerine göre hareket ederken diğer yandan da fayda yanında kar elde edebileceklerini göstermeleri önem taşıyor. Bu iki konuda kaydedilecek ilerleme yatırım almalarının önünü açacaktır. İbrahim Bodur Sosyal Girişimcilik Ödül Programını birlikte gerçekleştirdiğimiz Ashoka gibi pek çok kurum, Türkiye’de sosyal girişimcilerin problemlerini çözmek, onlara her anlamda yardımcı olmak ve yalnız kalmamalarını sağlamak için çalışıyor, sektördeki bilinci ve farkındalığı artırmayı hedefliyor. Zaman içinde bu alana aktarılan finansman ve özel sektör uzmanlığı artarsa Türkiye’nin önde gelen şirketleri sosyal girişimcilerle iş birlikleri kurmaya başlarsa çok daha iyi noktalara gelinebilir" diye konuşuyor.

Pandemi aslında bir uyanma çağrısı

Bandeminin aslında herkes için bir uyanma çağrısı olduğuna inanan Zeynep Bodur Okyay, "Kişiler arasında, zamanın ruhunun da getirdiği anlam arayışı, kendini, hayatını sorgulama vardı. Bunu, kurumsal düzleme ve hayatın her alanına taşıdı. Bugün, insanlık olarak yaşadığımız deneyimi, karşı karşıya kaldığımız riskleri ve fırsatları, ortak akıl ve empatiyle kavrayıp geleceği yeniden kurgulama zamanı" diye konuşuyor.

Zeynep Bodur Okyay, Kale Grubu'nun bu anlayışla kurguladığı itibar projeleriyle işe, kente, ülkeye değer katmayı ve etkisini sürdürülebilir kılmayı hedeflediğini söylüyor ve sözlerini şöyle bitiriyor: "Bir sanayi grubu olarak bu ülkede sadece işveren değil, değer veren olmaya devam edeceğiz. Sorumlu, duyarlı, insanı ve sosyal faydayı merkeze koyan girişimcileri sonuna kadar desteklemeyi sürdüreceğiz. İbrahim Bodur Sosyal Girişimcilik Ödül Programı’nı gelecek yıllarda uluslararası sosyal girişimcilerin de başvurusuna açmayı planlıyoruz. Ayrıca ekosistemi daha da büyütmek istiyoruz. Tüm ödül alanların buluşacağı bir dayanışma platformu olmayı arzu ediyoruz. Sosyal girişimcilik seri hale dönüşebilecek bir şey. Çünkü bir problem başka bir problemin farkındalığını getirecek. Biz de bu kişileri kendi aralarında farklı bir ortaklık kurmaları konusunda teşvik etmek istiyoruz. Bunu şu anda enformel şekilde yapıyoruz, ama sistematik ve resmi dayanağı olacak şekilde yapabilmeyi başarmalıyız."