x

Dot-com balonunun tarihçesi

Dot-com balonunun tarihçesi

Üzerinden yıllar geçmesine rağmen ünlü Dot-com balonu bugün bile internet ve teknoloji sektörünün tepesinde gölgesi sallanan bir kılıç gibi. Doğası gereği hızlı büyüyen sektörde ne zaman sansasyonel bir gelişme olsa hemen “yeni bir balon mu?” fısıltıları duyulmaya başlanıyor.

Peki ateş olmayan yerden duman gerçekten duman çıkar mı? Ya da sütten ağzımız yandığında her seferinde yoğurdu üfleyerek yememiz mi gerekir? Buna net ve kesin bir cevap vermek mümkün değil. Deneyen herkesin yorumları da birer varsayımın ötesine geçemez. Bu konuda en isabetli tahmini yapabilecek kişi de yaklaşık 500 yıl önce aramızda ayrıldığı için bize yine bildiğimiz en garantili yöntemle, yani geçmişten ders çıkartarak geleceği ön görmek düşüyor.

İşte internet ve teknoloji dünyasının tarihindeki en ağır darbelerden biri olan Dot-com balonu ve o balonun ile günümüzdeki benzerlikleri…

Balonun öncesi: 1990’ların başları

Aslında balon şişmeye başladığı sırada henüz ortada henüz internet bile yoktu. Herkes bir “bilgi toplumdan” bahsediyordu ve o günün şartları bugün ancak bıyık altından gülünebilecek seviyedeydi. Fakat gelişmelerin son derece ümit verici olması, bilgiye verilen değerin ve elde edilen bilgi ile yapılabileceklerin artması bir yüzyıl öncenin altına hücum dönemini çağrıştırıyordu.

Altına hücum döneminde olduğu gibi aslında temel motivasyon aynıydı: İnsanlar kolay yoldan zengin olabileceklerini düşündükleri bir kaynağa doğru normal üzerinde bir hızda akın ediyorlardı. İronik olarak her iki durumda da akıncıların hedefi Kaliforniya’ydı.

O dönem Forbes’tan Newsweek’e tüm saygın iş ve ekonomi dergilerinin kapaklarını süsleyen bu “katrilyonlarca dolarlık” dijital dünya hem girişimcilerin, hem de yatırımcıların büyük ilgisini çekiyordu. Üzerine bir de internetin devreye girmesi tüm bu eğilimin hızını, önü alınamaz şekilde artırdı.

Dot-com balonu: 1990’ların ortaları – 2000’lerin başları

Balon için tam bir tarih vermek çok kolay değil. Çünkü balonun tam bir kabus şeklinde patladığı tarih olan 10 Mart 2000 aslında bir sonuç ve bu sonuç zaman içerisinde, yavaş yavaş balonun şişmesi ile meydana geldi. Kimileri balonun şişmeye başladığı tarihi Netscape’in ilk tarayıcısını çıkarttığı 1994 olarak kabul ediyorlar. Başkaları içinse balonun başlangıç tarihi 1997’de ABD’de yatırımcılara vergi indirimi sağlayan TRA97’nin (PDF – İngilizce) yürürlüğe girmesi oldu. Her ikisinin de bir etmen olduğu kabul etmekle beraber, bunların büyük resmin önemli parçaları olduğunu fakat tüm sorunların bunlarla sınırlı olmadığını da kabul etmek gerekiyor.

Büyük oranda internet şirketlerinin hisselerinin borsada yerle bir olması ile anılsa da, aslında balonu şişiern etmenlerden biri de ancak bugün yavaş yavaş adapte olmaya başladığımız süper bağlantılı ve süper etkileşimli akıllı cihazların henüz var olmayan hayalleriydi.

O dönemde dijital her şey girişimciler için servetin kapıları, irili ufaklı yatırımcılar içinse kaçırılmaması gereken bir fırsat gibi görünüyordu. Yatırımcıların büyük ilgisi, neredeyse her bir girişimin daha ilk günden milyonlarca dolarlık bir potansiyele sahip olduğu illüzyonuna neden oldu ve şirket değerlemeleri gerçek dışı bir şekilde yükseldi.

Daha da kötüsü çizilen manzara o kadar göz alıcıydı ki, tecrübeli yatırımcılar bile geleneksel yatırım değerlendirmeleri yapmayı unutmuşa benziyorlardır. Nakit akışının neredeyse hiç hesaba katılmadığı bu dönemde, çok yeni şirketlerin bile hisselerin fiyatları normal şartlarda olması gerekenin ortalama yüzde 40 üzerine çıktı. Buna rağmen hala yatırımcıların ilgisi devam ediyordu. O sırada borsada işlem gören 400’e yakın internet şirketinin toplam değeri 1,3 trilyon dolara ulaşmıştı ve bu tüm ABD hisse pazarının yüzde 8’ine denk geliyordu.

Sonunda balon NASDAQ’da görkemli bir çöküş ile patladı. Ufak şirketlerin hemen hepsi yok oldu, büyükler ise çok derin darbeler aldı. Örneğin Cisco’nun hisseleri yüzde 86 oranında düştü. Amazon’un hisseleri 107 dolardan 7 dolara kadar geriledi. Bu çöküş şirketlerin, yatırımcıları da beraberlerinde sürüklemesine neden oldu.

Hayat devam ediyor, her şey yeniden toparlanacak derken meydana gelen 11 Eylül saldırısı ise henüz dot-com balonunun yaralarını saramamış ABD ekonomisine çok sert bir darbe daha vurdu. Bu iki olayda, yani 2000 – 2002 yılları arasında yatırımcıların toplam zararının 5 trilyon dolar civarında olduğu tahmin ediliyor.

Balonun ardından: 2000’lerin ortaları

Balonun patlamasının ardından ABD’deki internet şirketlerinin yarısından fazlasının sermayelerini tüketmeleri ve yeni yatırım alamadıkları için kepenk kapadığı tahmin ediliyor. Tozların durulmasının ardından ayakta kalmayı başaran Amazon, Google, eBay gibi firmalar sektördeki yerlerini daha sağlamlaştırmış oldular.

Bazı değerlendirmelere göre dot-com balonu, ABD’nin 2008’deki diğer büyük krizinin de temelini oluşturur. Dot-com krizinin önlenmesi için faizlerin indirilmesi, yeterince parası olmadığı halde düşük faizle ev sahibi olmak isteyen pek çok kişinin kredilere yönelmesine neden oldu. Kısa yoldan zengin olmak isteyen kredi ve sigorta firmaları da kredi başvuruları konusunda seçici olmayınca bu kez de 2008 ekonomik krizi patladı.

Yeni bir balon mu: Günümüz ve sonrası

En başta da söylediğimiz gibi ne zaman piyasada sansasyonel bir gelişme olsa çok geçmeden yeni bir dot-com balonu çanları çalmaya başlıyor. Yakın geçmişe baktığımızda ve sadece internet şirketlerinin satın almaya harcadıkları rakamlara baktığımız bile bu anlamda epeyce gürültülü bir dönem geçtiğimizi görmek zor değil. Facebook’un Instagram’ı 1 milyar dolara satın alması, Yahoo’nun Tumblr’a 1,1 milyar dolar ödemesi, bu sırada Snapchat’in 3 milyar dolarlık teklif için Facebook’u geri çevirmesi, Google’ın Nest’e 3,2 milyar dolar harcaması, Apple’ın 3 milyar dolarını Beats’e ayırması ve tabi ki Facebook’un 16 milyar dolarlık Whatsapp satın alması… İşin daha da önemlisi bunlar ilk akla gelenler.

Fakat içinde bulunduğumuz dönemin yeni bir dot-com balonu olabileceğini gösteren tek delil bu yüksek şirket değerlemeleri değil. Toplam halka arz sayıları kısa süre önce 1999 yılını yakaladı. Bu da borsa da 1999 – 2000’dekinden beri işlem hacminin ilk defa aynı seviyelere gelmesine neden oldu. Halka arzlar artınca yatırımcılar da hareketlendi ve geçtiğimiz yıl internet şirketlerine yapılan toplam yeni yatırımlar 7 milyar doların üzerine çıktı. Bu hareketlilik çalışanların da dikkatinden kaçmadı ve artık, özellikle ABD’de, tecrübeli yazılımcılar yüksek maaş beklentisindeler. Fakat belki de en ciddi risk işareti henüz gerçek bir geliri ve hatta gelir modeli olmayan yeni internet şirketleri bile yatırım almaya devam edebiliyorlar.

Eğer sadece bu açıdan bakarsanız şu anda bir balonun içinde olduğumuzu ve balonun da patlamak üzere olduğunu düşünmek mümkün. Fakat bu çok da gerçekçi bir yaklaşım olmayabilir. Her şeyden önce teknoloji ve internet şirketleri 90’ların sonu 2000’lerin başında kullanıcılara gerçek anlamda bir değer sunabilmekten uzaktı. Her şey çok yeni ve çok ilgi çekiciydi ama bu ilginin nakde nasıl dönüşeceğine dair çoğu kişinin pek somut bir fikri yoktu.

Günümüzde dot-com balonunda ayakta kalmayı başarmış şirketlerin yanı sıra, çok daha sonra ortaya çıkmış ve değer üretmenin yanı sıra, ciddi gelirlere ulaşan internet şirketleri de var. Yani sektör 14 yıl öncesine göre çok daha olgunlaşmış durumda.

Günümüzde firmaların büyük kısmı gerçekçi iş modellerine sahip. Buna sahip olmayan yeni internet şirketleri için de, en azından artık kullanıcı sayısına ulaştıklarında pay alabilecekleri olgunlaşmış bir dijital reklam pastasından var. Yatırımcılar da o zamanki kadar gözü kara değiller. Daha şirketlerin karlılığına dair somut deliller görmek istiyorlar.

Dot-com balonu esnasında risk sermayesi fonları son derece gözü kara bir şekilde aldığı riskleri artık o kadar kolay almıyorlar. Fakat onun yerine, erken dönem girişimleri destekleyecek küçük fon ve daha yüksek risk alan melek yatırımcılar güçlenmeye başladı.

Yani girişimcisinden yatırımcısına kadar sektör artık çok daha tecrübeli. Bu küresel ekonomik çalkantılardan da etkilenebilecek yeni bir dot-com balonuna engel olmak için yeterli olmayabilir ama en azından balon bir kez daha patlarsa görünen o ki, patlama daha küçük ve daha kontrollü olacak.

Peki sizce yeni bir dot-com balonu geliyor olabilir mi?

Bir Cevap Yazın