x

Bir sosyal medya yasasına ihtiyacımız var mı?

sosyal medya yasasıSon günlerde yaşanan olaylar toplumun her kesimini bir şekilde etkiledi. İşin toplumsal, politik, ekonomik pek çok farklı yönü var ama sosyal medya için ayrı bir paragraf açmanın ötesinde en azından birkaç ciltlik bir ansiklopedi hazırlanabilir.

Aslında tüm bu olaylar ilk başladığı sırada sosyal medya şu andaki kadar öne çıkmış değildi. 2011’den beri devam eden ve Gezi Parkı’nın yıkılması ile ilgili tartışmalar, 27 Mayıs’ta iş makinelerinin parka girmesinin ardından parkı korumak isteyenler ile parkla ilgili çalışmaları sürdürmek isteyenlerin arasındaki gerginlik ve ilk biber gazının sıkılmasına kadar sosyal medya açısından özellikle bahsedilmeyi gerektiren bir durum yoktu.

Fakat o günden sonra akış değişti. Olayla ilgili görüntüleri ve sosyal medya üzerindeki paylaşımları görenler, yaşananlara tepkilerini göstermeye başladılar. O andan itibaren sosyal medya Gezi Parkı ile başlayan tüm olayların odağına yerleşti.

Sosyal medyanın belki de en aktif şekilde kullanıldığı büyük çaplı olay olan Gezi Parkı olayları devam ederken sosyal medya da bir mecra olarak tartışılmaya başlandı. Son zamanlarda da sosyal medya ile ilgili düzenlemeleri kapsayacak bir yasanın hazırlanmasından bahsediliyor.

Peki acaba gerçekten bir sosyal medya yasasına ihtiyacımız var mı?

Bu konuyu tartışmaya başlamadan önce bir iki ufak açıklama yapmakta fayda var. Olası bir yasadan bahsediyoruz fakat ben bir hukukçu değilim. O yüzden hukuk anlamında beni aşacak konulara girmemeye, olası bir yasa ile ilgili olarak konuya kullanıcılar açısından bakmaya çalışacağım.

Kaldı ki hukukçu bile olsam henüz ortada üzerine konuşulabilecek bir taslak yok. Tasarıyı kimin hazırlayacağı bile belli değil. Daha önce İçişleri Bakanı Muammer Güler’in konuyla ilgili olarak “Adalet Bakanlığı ve ilgili bakanlıkların çalışmaları olacak” demişti ama burada da henüz bilinen kesinleşmiş bir gelişme bulunmuyor.

Diğer bir konu ise olası bir sosyal medya yasasının özellikle aktif olarak sosyal medya kullananlar arasında “sosyal medya yasağı” olarak algılanıyor olması. Devletin farklı mevkilerinde yer alan siyasilerin olaylar ekseninde sosyal medya konusunda ki bazı açıklamaları, sosyal medyaya hükümet açısından olumsuz bir yargı oluştuğu izleniminin ortaya çıkmasına neden olduğu bir gerçek (1, 2, 3).

Herhangi bir ülkedeki herhangi bir hükümetin sosyal medyayı bırakın yasaklamayı, işlevini kısıtlayacak bir uygulamaya gitmesinin bile ne doğru, ne de tam olarak mümkün olduğuna inanıyorum. O yüzden bu yazıda bahsedilecek olan olası bir sosyal medya yasasını, örneğin medya kuruluşları ile ilgili düzenlemelerde olduğu gibi halkı olası suç ve sakıncalı durumlardan korumaya yönelik bir yaklaşım çabası olarak kabul edip, bu çerçevede ele almaya çalışacağım.

Peki o zaman gerçekten bir sosyal medya yasasına ihtiyacımız var mı ve eğer varsa nasıl düzenlemeler içeriyor olmalı?

Hangi sosyal medya?

Bu düzenleme için çalışacak olan herhangi birinin bu yazıyı okuyacağından pek emin değilim. Bu konuyla ilgili yapılacak araştırmalarda daha çok hukuk kitapları karıştırılacaktır diye tahmin ediyorum. Yani büyük oranda biz bizeyiz ama bir şekilde bu yasayı hazırlayacak olanların biz aktif kullanıcıları ile “sosyal medya” kavramından aynı şeyi anladığımızdan pek emin değilim.

En iyi ihtimalle konu büyük oranda Twitter, biraz da Facebook üzerine odaklanacak gibi geliyor bana ve bu durumda bu iki sosyal ağ sitesinin kendi dinamikleri baz alınarak bir düzenleme hazırlanması söz konusu olabilir. Çift yönlü etkileşim, kullanıcı tarafından oluşturulan içerik, içeriğin üretmemiş olanlar tarafından paylaşılması, açık akış – özel mesaj gibi kavramların olası bir sosyal medya yasasında gözden kaçabilir. Ayrıca teorik olarak sınırsız sayıdaki sosyal ağ sitesinin ne kadarını kapsayacağı, yapısal benzerlikleri ve farklılıkları olan benzer sosyal özelliklere sahip sitelerin bu kapsama ne oranda dahil olacağı gibi netleştirilmesi gereken kavramlarda bazı karışıklıklar olması muhtemel.

Var olanlar dışında hangi suç tanımlarına ihtiyaç var?

Klasik suçlara bakıldığında hakaret, tehdit, suça tahrik, aşağılayıcı veya nefret söylemleri, dolandırıcılık vb Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre hali hazırda suç. Bu suçların işlendiği mecra da fark etmiyor. Sokakta da suç, telefonda da suç, internette de suç.

Medyayı ilgilendiren yasalara bakıldığında orada da nefret suçları, provokasyon hali hazırda suç. Sosyal olsun olmasın medyayı düzenleyen yasaların önemli bir kısmı sosyal medya için de geçerli.

Bilişim suçlarına zaten girmeye gerek yok, onlar da var olan halleri ile zaten sosyal medyayı da kapsıyorlar.

Eğer bir sosyal medya yasası hazırlanacaksa tüm bunların dışında sosyal medyaya özel, daha önce tanımı yapılmamış ne gibi suçların tanımlanması gerektiğini netleştirmekte fayda var.

sosyal medya yasası

Kullanıcısı kim?

Sosyal medyayı düzenlemekten bahsediyorsak, sosyal medyayı ağırlıklı olarak kullanan kitleyi tanımak şart. Ancak bu sayede hem onlara uygun, hem de onları gerçek anlamda olası tehlikelerden koruyacak bir düzenleme hazırlanabilir.

Sosyal medyayı ağırlıklı olarak kullananlar Y kuşağı dediğimiz bugün yaklaşık 12 ile 30 yaş aralığında kabul edilen (farklı görüşler var) bir grup. Üstelik bu geçtiğimiz 20 gün içerisinde onlarla ilgili yapılmış araştırmaların ötesinde çok daha fazla veri oluştu.

Eğer bu kullanıcıların günlük hayatlarını etkileyecek bir konuda bir yasal düzenleme yapılacaksa, bunu gerçekleştirecek kişilerin ciddi ölçüde sosyoloji ve psikoloji referansına sahip olmaları da bana göre bir zorunluluk. Aksi taktirde bu yasanın yanlış anlaşılması veya işleri düzeltmek yerine daha içinden çıkılmaz bir noktaya sürüklemesi işten bile değil…

İfade ve haber alma özgürlüğü, haberleşmenin gizliliği

Başlıktaki üç konu da var olan yasalarla hali hazırda korunuyor. Sizin herhangi bir sosyal ağ üzerinden diğer bir kullanıcıya özel mesaj göndermeniz haberleşmenin gizliliği açısından ihlal edilemez. İçeriğinde bir suç unsuru olmadığı sürece sizin ifade veya haber alma özgürlüğünüz de yasalara göre engellenemez. Eğer hazırlanacaksa olası bir sosyal medya yasasının bu üç konu ile de çelişmemesi gerekiyor.

Bu aslında çok standart bir konu ama var olan ön yargılara dair endişelerin olduğu bir ortamda bu konular bana göze özellikle hassasiyet gösterilmesi gereken konular arasında yer alıyor.

Tepki yasası olmamalı

Eğer böyle bir sosyal medya düzenlemesi hazırlanacaksa öncelikle bugün içinde bulunduğumuz duruma bir tepki olarak hazırlanmadığına kullanıcıların ikna edilebiliyor olması önemli. Eğer hazırlanacak olursa bu hassasiyetin eksik olması, belki de faydalı olabilecek bir yasanın kabul görmesini engelleyebilir.

İnternetin doğası

Sadece sosyal medyayı değil, daha geniş bir açıdan bakıldığında internet özelinde bir yasadan bahsediyorsak, internetin doğasının yasalarla düzenlenmeye pek de uygun olmadığını kabul etmek gerekiyor. İnternette yüzde 100 güvenlikten bahsetmek mümkün değil. Hiçbir yasa da interneti yüzde 100 güvenli hale getiremeyecektir.

Devletler yapıları gereği doğal olarak, halklarını korumak için her alanda gerçekleşebilecek suçları engellemekle yükümlü fakat eğer bunu son derece hassas bir şekilde gerçekleştiremeyeceklerse ortaya yararından daha fazla zararı olan sonuçların çıkması kaçınılmaz.

Örneğin bu ülkede bir dönem YouTube yasaklanmıştı. O dönemde ortalama internet kullanıcıları bile DNS ayarlarının ne olduğunu öğrenmekte hiç zorlanmadılar. Şu anda pek çok kullanıcı hala DNS ayarlarını standardın dışında kullanıyor ve girdiği sitenin Türkiye’de yasaklı olup olmadığının farkında bile varmıyor.

Sosyal medya ile ilgili hazırlanacak olası bir yasa eğer çok hassas bir çalışma ürünü olmayıp, zamanında YouTube gibi sitelere erişimi engelleyen yaklaşımı benimseyecek olursa bu sefer 10 yaşındaki gençler, ağabeylerine nasıl VPN kullanılacağını öğretir hale gelecekler.

sosyal medya yasası

Yasaların yapamayacağı

Yasalar nelerin suç olduğunu açıklayabilir ama insanları suçtan uzaklaştırmak için tek bir çözümü vardır; ceza. Çoğu zaman etkili bir yöntem olsa da, suçtan uzaklaştırmak için cezadan daha etkili bir yöntem daha var; eğitim.

Sosyal medya sadece Türkiye için değil, tüm dünya için yeni. Son 20 günde bile Türkiye’de Twitter’la ilk kez tanışan ciddi bir yeni kullanıcı kitlesi oluştu.

Bu kadar yeni bir kavramla ilgili olarak insanları ceza ile suçtan uzak tutmak bir çözüm olabilir ama uzun vadeli fayda sağlayabilecek yöntem farklı olmalı. Yeni yasanın yanı sıra yeni bir sosyal medya eğitimi hazırlanmaması, bu konudaki düzenlemelerin her zaman aksak kalmasına neden olma riskini de beraberinde taşıyor.

Eğer insanların sosyal medyada her gördükleri içeriğin gerçek olup olmadığını paylaşmadan önce kontrol etme alışkanlığına sahip değillerse, bu alışkanlık ceza ile değil ancak eğitim ile kazandırılabilir. Eğer kullanıcılar sosyal medyada her söylenene sorgulamadan inanıyorlarsa bunun önünü ceza ile değil, ancak yanlışın ne olduğunu anlatarak kesebilirsiniz.

Sonuç

Sosyal medyaya özel bir yasa hazırlanabilir mi? Neden olmasın. Eğer kullanıcıların internetin en faydalı araçlarından biri olan sosyal medyayı daha güvenle, daha etkili ve verimli bir şekilde kullanmalarını sağlayabilecek bir yasa hazırlanırsa kimsenin buna itirazı olacağını sanmıyorum.

Fakat yapısı gereği internetin yasalarla sağlıklı bir şekilde düzenlemesi pek mümkün görünmüyor. Bunun yerine sosyal medya kullanımı ile ilgili var olan sorunların giderilmesine yönelik bilgilendirme ve bilinçlendirme çalışmalarının daha gerçekçi bir etki yaratabileceğine inanıyorum.

Diğer yandan son günlerde sosyal medyanın doğası gereği viral olarak yayılan manipülatif içeriklerin yanı sıra yine bunları paylaşan insanların hızlı bir şekilde otokontrol örneği sergileyerek yayılan yanlış bilgilerle ilgili düzeltmeler yayınladıklarına sıklıkla şahit oldum, sanıyorum pek çoğunuz da denk gelmişsinizdir.

Bu tarz paylaşımlara yönelik son dönemlerde diğer kullanıcılardan sıklıkla fotoğraf veya ilgili bağlantının sorulduğunu ve gerçek olmayan paylaşımlarla ilgili uyarılar paylaşıldığına şahit oldum. Bu bana göre sosyal medyanın daha bilinçli kullanımının yaygınlaştığına canlı bir örnek.

Umuyorum yasa ile veya yasa olmadan sosyal medya kullanımı bu içerisinde bulunduğumuz dönemin de etkisiyle kısa sürede her anlamda çok daha gelişecek…

Fakat bu konu çok farklı açılardan değerlendirilebilecek bir konu. O yüzden siz de görüşlerinizi aşağıdaki yorumlarda paylaşırsanız konuyu daha geniş bir açıdan hep beraber değerlendirebiliriz…

Yorumlar (32)

  1. hakan oktay |

    yok. en azından şu an yapılacak tüm yasalar çok yanlı ve epey sansürcü olacaktır.

    Cevapla
  2. Haşim BAŞ |

    Tabi ki var. Bu böyle gidemezdi zaten bir düzen getirilmeli. Yalan haberlerle milleti gaza getiriyorlar. Bu olaylar çocuk oyuncağı değil inşallah sosyal medyaya çok sıkı bir denetim getirilir sonuna kadar arkasındayız.

    Cevapla
    • yalanlar, yanlışlar en tepeden düzeltilmeye başlanmalı. ne haberler gördü bu millet 20 günde. neden bahsediyorsun sen?

      basılı-görsel medya için ne yapamalı? onu da bir anlat da çoluk çocuk bir öğrensin.

      Cevapla
    • Neye göre ve kime göre yalan haber; elinde gücü bulunduran (parti ismi vermiyorum hükümete kim geldiyse) kendi doğru bulmadığını karalayacak yalanlayacak.
      Yasakçı zihniyet nereye kadar; insanların beyni, kendi bilinçleri, doğrular ile yanlışları ayırma yetisi yok mu?
      İllaki bu devlet bizim beynimiz, bizim elimiz, bizim ağzımız mı olmak zorunda.
      Sonra İran’a, Çin’e benziyoruz diyen, özgürlüklerimiz elimizden alınıyor diye ayaklanan bu halk, bu tür bir yasa çıkarsa haklı olmayacak mı?
      Daha yakın zamanda topkapı sarayında içki içiliyor alem yapılıyor diye hedef gösteren oraya eli satırlı bıçaklı insanları tahrik eden gazeteler ne olacak?

      Cevapla
      • Katılıyorum +
        Düşünce, vicdan ve kanaat hürriyeti
        Madde 25- (1) Herkes düşünce, vicdan ve kanaat hürriyetine sahiptir.
        (2) Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce, vicdan ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.

    • Polis kurşunuyla bir kişi öldüğü halde “silah kullanılmadı” diye yalan söyleyenlerin yapacağı yasaya nasıl güvenebiliriz?

      Cevapla
    • Sosyal medya yasasından önce başbakan yasası gerekiyor. Cuma çıkaracağım dediği kasetler olur olmaz laflar, parklar bahçeler müdürlüğünün işini almalar.

      Ondan sonra bir medya yasası çıkarılmalı, hele ki yandaş medya için. Gazetenin biri ana sayfasının da olmadık yalanlar yazıp iç sayfada da küçücük şaka yazması gibi.

      Ondan sonra sosyal medyaya bakılabilir

      Cevapla
      • mehmet buğra |

        yasa olmalı ama herkesi kapsamalı vekiller de gazeteler de vatandaş da yazdıklarından, konuştuklarından sorumlu olmalılar. çamur at izi kalsın politikasıyla insanları karalayanlar, milleti galeyana getirenler deşifre edilip gerekli cezalar verilmeli, vekiller de halkı yanlış bilgilendirerek insanları yönlendirdiyse deşifre edilip gerekli cezalar verilmeli diye düşünüyorum…

    • sen önce aç da takvim gazetesine bak

      Cevapla
  3. Sadece Yorum |

    Islevini kisitlama ve yasaklama ile ilgili hukumetin su aciklamasi yeterli bence
    http://haber.stargazete.com/guncel/huseyin-celikten-sosyal-medya-aciklamasi/haber-763670

    Yasaklamaya gitmeyi dusuneceklerini sanmiyorum.

    Ancak camur at, izi kalsin siyasetinden ve provokasyonlardan insanlari caydirmak icin uygulanabilecek bir yasa hazirlanabilecek ise hazirlanmalidir.

    Ayrica dediginiz gibi daha etkili yontem egitim. Belki de insanlara biraz google kullanma egitimi verilmeli. Google da yapacagi basit bir aramayla okudugu twitin ne derece dogru olabilecegini ogrenmek varken, kendi kisisel hirsi icin baska insanlari da kandirmamali.

    Suan da kim bilir kac kisi Bulent Arinc’in oglunun avm’nin ortagi olduguna inaniyor, kim bilir kac kisi ‘kirmizi elbiseli kiz’in fotomontaj olduguna inaniyor.

    ‘Meydanin ortasindayim, polis heryerden biber gazi atiyor’ diye twit atan adamin attigi twitlerdeki location ve platform bilgilerini hepimiz gorduk. Bu adam sucsuz mu?

    Cevapla
  4. Tabi ki yok. Kişilerin düşünce ve ifade özgürlüğü engellenemez. Hiç haber alamamaktansa, arada bir yalan haberle birlikte gerçek haberleri de almayı tercih ederim. Sonuçta hepimiz aklı başında insanlar olmakla görevliyiz, yalan haberlere inanmamak ve yayılmasına yardımcı olmamak en güzel çözüm olacaktır.

    Cevapla
  5. thelostbirthday |

    Sosyal Medya ile ilgili yasa mutlaka olmalı ancak kullanımına yönelik değilde daha çok devletlerin hukuki varlıklarına, kamu zararına olan durumları düzenleyecek altyapısı sağlam bir çalışma olmalı.

    Cevapla
  6. Çağla Aytaç |

    Yok! Bu başbakan bela olarak görmeye devam ettiği sürece hiç gerek yok. Biz memnunuz halimizden. En azından sosyal medya özgür olmalı.

    Cevapla
  7. En baskıcı, sansürcü devletler dahi herhangi bir yasak-kısıtlama getiremiyor. İnternet kültürüne hakim olan eğitimli insanların tepkisini üzerlerinde toplamayacak bir düzenleme yapmak zorundalar.

    Cevapla
  8. Şu an hükümet yeni yeni uyanıyor. Fakat gelecek için bunu çözen hükümet veya partiler bunu kendi lehlerine kullanabilir. Herşeyi sokaktaki vatandaşın haber özgürlüğü gibi algılamayalım

    Cevapla
  9. bencede o. facebook daha iiyy oldugunu döşünüyorum

    Cevapla
  10. Olayların bu aşamaya gelmesi, sosyal medyaya düzenleme yapılması, tamamen eylemciler yüzündendir. Bu eylemlerle ak partinin sakalını traş ettiler, ee traş olan sakal daha kuvvetli uzar, sonuçta bundan sonra istenmeyecek uygulamalarla karşılaşılabilir. Bunun sorumlusu kesinlikle eylemcilerdir.

    Cevapla
    • Çağla Aytaç |

      Mantığa bak. Eylem de mi yapmiyağ? Belediyenin önündeki fışkiyenin sorumlusu da eylemciler, vurun onlara!

      Cevapla
  11. Herkes özgürlüğü küfür etme özgürlüğü, yalan haber sonucunun ne olacağını, kimlerin rencide olacağını bilmeden paylaşma özgürlüğü zannediyor. özgürlük başkasının sınırına kadardır. Küfür edene ağır ceza verilsin.

    Cevapla
  12. Bence yok ama kişilerinde sosyal medyadaki davranışlarına dikkat etmeleri gerekiyor.

    Cevapla
  13. Yazı çok başarılı, tebrikler Ümit Bey. Kimseyi kırmadan konuyu en iyi şekilde anlatmışsınız.

    Bence de yazıda denildiği gibi aslında yapılacak yasa yeni bir şey getirmeyecek. Bu nedenle mevcut yasaların kapsayıcılığı yeterli. Ancak bazen hukuka daha net tanımlar yapmak gerekebiliyor ki karar alıcılar görevlerini belli bir standartta ve daha makul şekilde yapabilsinler.

    Deniz kazasında yaralanan kişiyi toma ezdi, trafik kazası geçiren çocuk polis müdahalesiyle böyle oldu, kırmızılı kadın stüdyo çekimi vs yalanlarını hiç utanmadan söyleyebilenler bu kadar rahat hareket edememeliler. Hem anında tespit ile cezalandırılmalılar, hem de savcılığın dezenformasyon olduğunu ispatladığı bir veri anında engellenebilmeli. Çünkü siz sonradan aynı hesaptan “ha pardon yanlışmış” yazsanız dahi o yalan alıp başını gidiyor. O yalanı iştahla yayanlar onun yanlış çıkması durumunda aynı paylaşım iştahını göstermeyebiliyorlar. Diğer taraftan “çamur at izi kalsın” psikolojik de bir gerçek. Misal bir insana sevdiği insanla ilgili 10 saat boyunca olumsuz şeyler söyleseniz ve o da inansa-“acaba” dese, sonra da en sonunda “Bunlar yalandı” deseniz, o kişi yalan olduğunu bildiği halde bilinçaltında bir olumsuzluk taşıyor. Gezi parkı olaylarının özgürlükle alakalı olduğunu söyleyenlere “hangi özgürlükler kısıtlandı” diye sorduğunuzda genelde bir duraklama yaşanması da bundan. Akabinde gelen “kaç çocuk yapacağıma, nasıl yapacağıma, nasıl içeceğime karışılması” vs açıklamalara dünyadan da örneklerle bir izah getirseniz dahi o bilinçaltına işleyen kızgınlığı net olarak görebiliyorsunuz.

    Ancak bence konuyu sosyal medyayla sınırlandırmamak da lazım. Bu süreçte ekşi’de aydın/zeki/adil/vicdanlı takılan pek çok kişi tarafından dahi Sümeyye Erdoğan’ın aylık 52bin danışmanlık ücreti aldığını ifade edenler oldu. Baktığımızda bu da yazılı basın yalanı ve yayıldı gitti.

    Türkiye’de her şeyden önce yalanla mücadele etkin değil. Gerçekler sonuna kadar konuşulmalı ancak yalan haber üretmekten utanmayanlar bunun hesabını anında ve adil bir şekilde ödemeli.

    Cevapla
    • Ha bir de unutmadan; bu olaylar hepimizi üzdü de artık normale dönelim ya. Girişim ofislerinden mahrumuz bunca süredir. Bu programın bir süredir yayınlanmamasının internet girişimcilerinin motivasyonlarına etkisinin farkında mısınız? 🙂

      Cevapla
    • Enver Gökmen |

      Medyayı susturursan yalancılara gün doğar.

      Cevapla
    • Çekerim Emaneti |

      Mehmet çok başarılı bir yazı kardeş. Ideasoft da mı çalışıyorsun?

      Cevapla
  14. mehmet buğra |

    konuşurken kullandığımız kelimelerden nasıl sorumlu isek sanal platformlarda da yazdıklarımızdan sorumlu olmamız gerekir diye düşünüyorum hatta sanal platformlarda daha fazla kişiye ulaşılabildiği için yazdıklarımız bizlere daha büyük bir sorumluluk yüklüyor.
    Son günlerde panzerle ezilen gençten tutun da ispanyol polisini türk polisi olarak göstermeye kadar provokatörlerin bir çok oyununu gördük. darbe planları yapanları, milleti darbeye teşvik edenleri gördük. gazetelerde de birçok yalan haber gördük. Her iki tarafın da büyük kitlelere ulaşabilme gücünü, ideolojilerini kitlelere aşılamak ve çıkarları için bu kitleleri kullanmak suretiyle suistimal ettiklerini gördük. Bu sebeple gazeteler için de sosyal medya için de bir düzenleme olması gerektiğini düşünüyorum…

    Cevapla
  15. mehmet buğra |

    zaten çıkarılacak yasa da yalan haber yapanlarla ilgili olacaktır yoksa insanların örgütlenmesine kimsenin bir şey dediği yok. eğer bilgi kirliliği olmasaydı emin ol gezi eylemleri bu noktaya varmazdı. iki taraf da elindeki gücü kullanarak kendi kitlelerini galeyana getirdi, kaybeden Türkiye oldu. bir de yapılan düzenlemelerin hepsine yasak gözüyle bakma alışkanlığından vazgeçilmeli diye düşünüyorum.
    alkol düzenlemesi yapılır, alkol yasaklandı dersiniz; sosyal medya düzenlemesi yapılır, iletişim ve düşünce özgürlüğü engellendi dersiniz.meçhul sınırlar içerisinde herkes istediği eleştiriyi yapabilir ama her şeyin bir usulü vardır. internette başbakan’a küfreden yüzlerce insan var. bu eleştiri değildir, hakarettir ve kimsenin kimseye hakaret etme hakkı yoktur. özellikle de başbakan’a.
    başbakan kaç kez protesto ve eylem yapmanın usulleri var dedi kimse gidip araştırdı mı acaba bunun usulleri neymiş biz de gidelim ona göre eylemimizi yapalım, sırtımızı yasalara dayayalım diye?

    özgürlüğün sınırının başka insanların özgürlükleri olduğunu biliyorsunuz. taksimdeki esnafın ne suçu vardı adamlar 20 gündür iş yapamıyor. Bunun gibi eylemlerde özgürlüklerine müdahale edilen bir sürü insan var. Bunların haklarını kim ödeyecek?

    Cevapla
  16. bence yasaya gerek yok.

    ayrıca bu iş yalızca bir ülke ile alakalı değil, global bir konu ve muhtemelen birleşmiş milletler vb. gibi toplantılarla yapılacak görüşmelerle ortaya bir metin çıkacak ve çağdaş ülkeler milletler ideal olanı ortaya koyacaktır.

    yasa yerine vatandaşı ve kurumları siber saldırılara karşı koruyan güçlü bir savunma mekanizması gerekli, ki bu siber savaş olayına giriyor yani bunu tsk yapmalı.

    tsk yasa yapmaz 🙂

    Cevapla
  17. Yuksel Iskit |

    Arkadaslar, hangi egitimden bahsediyoruz? Egitimli dedigimiz yuzbinlerce kisi yollarda arac kullaniyor, yuzde kacindan “trafikte saygi” etigini gorebiliyorsunuz? Neden kaldirimlara park edilmemesi icin hayli yuksek banketler ya da tas babalar koymak geregi duyuluyor? SUV (jip de diyebilirsiniz) arac sahipleri neden diger daha kucuk araclari, kamyon-otobus kullanicilari da hepsini gormezden geliyor? Neden iskli isaretlerin olmadigi yaya gecitlerinde hic bir arac bekleyen yayalara gecis hakki tanimaz?
    Neden en egitimlilerimiz, en yesil ormanlardan tahrip edilerek acilmis alanlarda satilan evlere ragbet ediyorlar? O egitimli kisiler sirketlerini neden yabanci adlarla aciyorlar (acmayanlari ayri tutarak yaziyorum). Neden telefon ettigimizde karsimizdakine dogrudan “kimsin” diyoruz (kimsiniz bile degil, birakin once kendini tanitmayi). Bu kadar cahillik ancak egitimle oldu son 30 sene icinde. Kisaca, egitimin de soruna cozum olacagina oldukca supheyle bakiyorum, egitilebilir bir toplum olmaktan oldukca uzaklasmis goruyorum kendimizi… Yasalarin da elektronik dunyada pek de isleyecegini sanmiyorum, yari usta bir hacker isterse sizin IP’nizden istedigini yazar, takip edildiginde siz yazmissiniz gibi gozukur. Anlatin derdinizi Marko Pasaya… Arkadaslardan da en cok anlatilanlari/yazilanlari kendi mantik suzgecimizden gecirip dogruluguna da baska kaynaklardan baktiktan sonra inanalim/yayalim gorusune katiliyorum. Sonucta hersey manuple edilebilir, siz olabildiginizce manuple olmamaya bakin…

    Cevapla
  18. Gerçekler saklandığı sürece insanlar bilgilerini paylaşacak yer arar. Ankara’da İstanbul’da İzmir’de olan eylemlerin hepsi günler sonra basında yer aldı. Bu şekilde olunca halk tepkisini sosyal medya üzerinden gösterdi. İlk günlerden medya gerçekleri göstermiş olsaydı halk bu kadar galyana gelmezdi.

    Cevapla
  19. Bence bu yaziyi laf olsun torba dolsun diye yazmisssin. dunyada bir suru olay oluyor. sosyal mdya yasasi olsa demokrasi biter. neden boyle gereksiz bir baslikla yazi yazdin anlamiyorum. fikir bile spam

    Cevapla

Bir Cevap Yazın