IT’de nitelikli işgücü krizi ve çözümü

IT’de nitelikli işgücü krizi ve çözümü

Konuk yazarımız Çağlar Erol, EnUygun.com'un genel müdürü ve çeşitli internet girişimlerinin melek yatırımcısıdır. 

Son aylarda internet dünyasından arkadaşlarımla işlerin zorluklarından bahsederken, bir konu öne çıkmaya başladı: Yazılımcı ihtiyacı. Başlangıçta uzman yazılımcı pozisyonlarını doldurmak için çalışırken birbirimize “nereye ilan çıktın”, “hangi şirketle çalıştın” gibi sorular soruyorken zamanla sohbetlerimiz “sen de mi arıyorsun, ben aylardır arıyorum”a dönmeye başladı. Kendi şirketimdeki ihtiyaçlarımız belirginleşmeye başlayınca, sorunun ne kadar ciddi bir boyuta geldiğini net olarak gördüm.

Enuygun.com’da son altı aydır farklı seviyelerde uzman yazılımcı arıyoruz. Arayışımıza değişik kariyer sitelerinde ilan vererek başladık. Ben de bir taraftan ihtiyacımızı tanıdıklarıma duyurdum. Twitter’da, Linkedin’de defalarca yazdım, sosyal medyada aktif arkadaşlarımdan rica ettim ve onlar da etraflarına duyurdular. Sonra İK şirketlerine gittik. Bu süreçte tam 4 ayrı İK şirketiyle sözleşme imzaladık. Bütün bu gayrete rağmen aradığımız özellikte aday bulmakta çok zorlandık. Aradığımız tecrübeye sahip adayı bulmamız aylarımızı aldı.

Sektördeki arz-talep dengesi ciddi şekilde bozuldu

Sadece aday bulmakta değil sorun, piyasadaki dengeler özellikle hızlı hareket etmek isteyen büyük sermayeli girişimler ve dar arz nedeniyle o kadar bozulmuş durumda ki, ücretler de ekonomik mantığı zorlar hale gelmeye başlamış. Yanlış anlaşılmasın, yazılımcıların gerçekten iyi kazanması gerektiğini düşünüyorum. Ben de bir yazılımcıyım ve yazılımcıların ne kadar zor bir iş yaptığını biliyorum. Ama maalesef arz-talep dengesinin feci şekilde bozulduğu, ciddi bir talep ve buna karşılık neredeyse sıfır arz olduğu bir piyasa oluşmuş durumda, ve bu çok yanlış.

IT’de ciddi bir kaynak sıkıntısı var, ve üniversiteler bu kaynağı besleyemiyorlar. Yeni mezunlar çoğunlukla yetersiz, bilgisiz, ya da yazılım yapmak istemeyip farklı alanlara yöneliyorlar. Sektörde yetenekli ve eğitimli genç sayısı çok az. Bu az sayıdaki yetenek de ya yurt dışına kaçıyor, ya da altı ay bir “paralı” şirkette, sekiz ay bir sonrakinde çalışıyor, ve ne kendisine, ne de çalıştığı şirketlere gerçek anlamda yararı dokunuyor. İş hayatıyla ilgili hiçbir tecrübesi olmadan Türkiye’de bir Zuckerberg olma hayaline kapılıp yıllarını harcayanlar apayrı bir yazı konusu.

Arz-talep dengesi bozulduğunda, Enuygun.com gibi sermaye yapısı güçlü şirketler bile iyi ücretler karşılığında IT ekiplerini güçlendirmekte zorlanıyorlarsa, büyük şirketler çareyi birbirlerinden büyük paralarla (belki çok da etik olmayan yöntemlerle) eleman transfer etmekte buluyorsa, küçük şirketlerin, yeni girişimcilerin hiçbir şansı kalmaz. Şu an bence bu noktaya doğru hızla geliyoruz. Girişimler kısırlaşıyor. Yeni ürün geliştirmek iyice zorlaşıyor. Piyasa kilitleniyor.

Bu soruna acilen bir çözüm bulunması gerekiyor. Sadece internet girişimleri için değil, bankacılıktan sigortacılığa, inşaattan sanayiye, en büyüğünden en küçüğüne artık her alandaki her şirkette yazılımcıya ihtiyaç var. Ve çözümü de ancak devlet sağlayabilir.

En iyi çözüm herkes için açık olmalı: Üniversitelerin ya da diğer eğitim kurumlarının kalifiye eleman yetiştirmeleri. Farklı iş kollarında ciddi bir eleman fazlası var ve insanlar aslında eğitim almadıkları alanlarda çalışmak zorunda kalıyorlar. Doğru bir politikayla gençlerin bilişimle ilgili bölümlere, meslek okullarına ya da özel eğitim kurumlarına yönlendirilmeleri, birkaç yıl içinde sorunun çözümüne ve ülkemizdeki teknolojik gelişime olanak tanır.

Ama bizim bu kadar zamanımız yok!

Bu durumda Almanya’nın 2001 yılında uyguladığı gibi bir “acil durum planı”na ihtiyacımız var demektir.

2000 yılında Alman hükümeti, IT’de dünyadaki hızlı gelişimi iyi görüp çıkardığı bir yasayla ülkeye yurt dışından bu alanda tecrübeli iş gücünün getirilmesini kolaylaştıran bir yasa çıkardı. Ben de bu yasayla birlikte oldukça kolay bir şekilde Almanya’nın IT gücüne katılan binlerce insandan biri oldum. Çok kolaydı: Almanya’daki firma Türkiye’de ilan verdi, işe başvurdum, anlaştık, pasaportumu çıkarttım ve benim hiçbir şey yapmama gerek olmadan, çok hızlı bir şekilde çalışma ve oturma izinlerim şirket tarafından çıkarıldı. 2000’de sektörde başlayan krize rağmen Almanya (zaten oldukça gelişmiş olduğu) bilgi teknolojilerindeki ilerleyişini bir sıkıntı yaşamadan sürdürdü. Bu süreçte doğru politikalarla kendi üniversitelerinde doğru alanlarda yetişmiş insan gücü yaratmaya ağırlık verdi, ve birkaç yıl içinde yabancı işçiye duyduğu ihtiyacı azalttı.

İşte biz de bugün bunu yapmalıyız. Piyasadaki bu tıkanıklığı aşmak, şirketlerin teknoloji ihtiyacını karşılamak için, yurt dışından yazılımcıların Türkiye’ye rahatlıkla gelmelerini, kısa sürede çalışma ve oturma iznini almalarını sağlamalıyız. Ama bunu yaparken “kapağı bir şekilde Türkiye’ye atmak” isteyen ve yine piyasa koşullarına göre oradan oraya savrulan kişilere engel olmalıyız. Bu tür çalışanlar, sadece belirli bir şirket için, belirli bir minimum süre çalışmak üzere gelmeli. Yani böyle bir yasayı arz-talep dengesini hızlı bir şekilde kuracak, büyümek isteyen şirketleri rahatlatacak, ama mutlaka geçici bir çözüm olarak değerlendirmeliyiz. Bu süreçte de üniversitelerde yapılanmayı doğru şekilde kurup gerçek bir yerel teknoloji gücünü oluşturmalıyız.

Dört beş yıl, böyle bir hedef için gerçekçi ve makuldür.

2008 yılında İstanbul’da PHP’ci arayıp bulmakta zorlandığımda Almanya’daki ortaklarımın bana “dilersen Berlin’de yaşayan ve Türkçe konuşan bir PHP’ci ayarlayalım” dediklerini hala çok iyi hatırlıyorum. On yıl sonra biz yurt dışına rahatlıkla teknoloji ihraç eden bir ülke olmak istiyorsak, bugünden doğru adımları atmaya başlamamız gerekiyor.

Teknoloji dünyasındaki gelişmeleri takip edin. Neleri size ulaştırmamızı istersiniz?
Abonelik kaydınız başarıyla oluşturuldu.