x

E-ticaretin geleceği ve aşılması gereken 3 önemli nokta

Konuk yazarımız Hasan Başusta, sosyal ticaret üzerine yazılar yazdığı hasanbasusta.com‘da blog yazarlığı yapıyor, sosyal ticaret konusunda yakın zamanda açıklanacak yeni bir girişim üzerine çalışıyor.

Google Wallet ve Ödemelerden sorumlu Başkan Yardımcısı Osama Bedier’in 2011 yılında yaptığı 8 dakikalık sunum ticaretin temellerini ve geleceğini anlamak için çok önemli. Ne diyor Osama? Özetle:

İnternet 95’lerden beri çok yol kat etti. Durağan, çok linki sitelerden istediğimizi hemen bulduğumuz sitelere geçiş yaptık. (Yahoo ile Google arasındaki farkı düşünün) Ama ticaret hala aynı, neredeyse hiç değişmedi. Hala tarayıcımızdan bir sürü ürüne bakıyoruz, sepete ekliyoruz, tonla bilgi giriyoruz sonra da bu ürünlerin eve gelmesini bekliyoruz. 15 sene öncesi neyse şimdi de o. İşte önümüzdeki birkaç sene içerisinde bu çok ciddi şekilde değişecek.

Nasıl? Mobilin gücü, lokasyonun önemi, kişiselleştirme teknolojisi… (Aslında SOLOMO trendinden bahsediyor) Alışveriş yapan kişilerin %75’i daha önce aldıkların ürünlerin reklamını tekrar tekrar gördüklerini söylüyor. Aynı kişiler ailesinden birinin ya da bir arkadaşının tavsiye ettiği ürünü almaya 20 kat daha fazla eğilim gösteriyor. Demek ki burada büyük fırsatlar var.

Peki online ile offline arasındaki köprüyü nasıl kuracağız? Online’ın avantajı, sınırsız seçim ve en iyi fiyat. Offline’ınki ise ürüne dokunma ve hemen alıp, eve götürme. Bu köprüyü kurmamız ve dezavantajları avantaja çevirmemiz için 3 şey gerekiyor.

1. Ödemeler dijital olmalı. Bütün kredi kartları, Bankamatik, sadakat kartları, hediye kartları, hepsi buluta taşınmalı. Ve kartlarım istediğim dükkanda kullanmam için hazır olmalı. (Önemli: Google Wallet ile ilgili yazımı buradan okumanızı öneririm)

2. Stoklar herkese açık şekilde buluta taşınmalı ve orada yaşamalı. Online ya da offline aradığımı, stok bilgisini gerçek zamanlı bulmalı ve ister dükkandan istersem internetten hemen sipariş verip, tedarik edebilmeliyim. (Eticaret’te online sipariş ver, offline’da (öde ve) teslim al trendi konulu New York Times yazısını buradan okuyabilirsiniz.)

3. Online kimliğimiz olmalı ve online’da site site gezip her birine ayrı ayrı kayıt olma fikri artık son bulmalı. (Login with Facebook’u ve diğer online kimlikleri daha iyi kullanmalıyız. Kullanıcı deneyimlerini iyileştirmeliyiz. Süreçleri kendi veri tabanımızın avantajına değil, son tüketicinin avantajına olacak şekilde yeniden kurgulamalıyız. Amazon’un ürün geliştirme yaklaşımı yani tersine çalışmayı örnek almalıyız. Tersine çalışma’da süreç müşteriden başlar, fikir ve ürünle sona erer.)

Peki ticaretin geleceği nerede? Aslında 50 sene öncesinde neredeyse, orada. Sadece bunu teknolojik olarak daha ölçeklendirebilir hale getirmeliyiz. “Örneğin, Ali Bakkal’a gittiğimde, Ali beni tanıyor, bana ismimle hitap ediyor, hoşgeldin diyor. Taze peynir geldi, mutlaka denemen lazım, ayrıca babanın en sevdiği ekmek de var. Peki Zeytin var mı? Hayır ama aşağıdaki dükkanda var, oradan alabilirsin ama bekleyebilirsen ben perşembe günü sizin eve çırakla yollarım. Yanıma para almayı unutursam, Ali diyor ki, önemli değil abi, hesaba yazarım.”

Teknoloji geliştikçe biz bu deneyimi kaybettik. Peki neden bu deneyimden vazgeçeyim? Teknoloji burada anlatılan büyük sorunları çözebilir ve bu deneyimi geri getirebilir. Sorun teknoloji değil, teknoloji zaten burada, asıl sorun bu teknolojilerin beraber çalışmaması.

Önümüzde ticaretin, özellikle eticaretin en heyecan verici yılları var. Bu yukarıdaki noktalar yavaş yavaş gerçekleşiyor. Adım adım düşündüğümüzde 1. noktaya yapabileceğimiz çok fazla şey yok, burası Google gibi şirketlerin alanı, 2. nokta ise yavaş yavaş da olsa gerçekleşiyor. Ama en hızlı hayata geçirilebilecek olan 3. nokta. Login with Facebook entegre etmekten, yeni nesil ürün geliştirme yaklaşımlarının benimsenmesi belki de kısa vadede bir eticaret girişiminde en önemli farkı yaratan değişim olacak. Ve tüm bunlar olduğunda Webrazzi Eticaret Konferans’ında sunduğum Sosyal Ticaret örneklerine bir adım daha yaklaşmış olacağız.

Yorumlar (10)

  1. Insanlarin kupon kodu kullanarak indirim alacaklarından haberdar olmaları da lazım. Kupon kodları e-mağaza deneyimi daha keyifli hale getirerek insanları fiziksel mağazalardan bir adım daha uzak tutacak. Bunun için e-mağazaların kupon kodu dağıtma işine Türkiye’de başlaması gerekir.

    Amerika’da kupon kodlarıyla ilgili yapılan bi araştırmanın detayına şuradan ulaşabilirsiniz : http://www.shop.org/c/document_library/get_file?folderId=164&name=DLFE-984.pdf

    Cevapla
  2. Bence, eticaret in Türkiye’deki geleceğini konuşurken, amerikadaki örneklemelerden linkler veriyorsak yanlış yoldayız.

    parapuan dediler, millet anlamadı. sonrasında doğrudan “bu alışverişten kazandığınız TL” dediler o zaman anladılar. kupon kod işi bu bakış açısı ile bizde çalışabileceğini düşünmüyorum.

    “gayri resmi muhaseebe” diye bir metodolojinin uzun zamandır olduğu bir memlekette, tüm stokların bulut olmasını beklemek nekadar ütobik. XML entegrasyonlarında büyük cirolu firmalar stok adetlerini 10+, 25+ şeklinde veriyorlar. Diğerlerini söylememe hiç gerek yok sanırım.

    Ödemelerin dijital olmasını beklemek, neredeyse holdingleşen “EvKur” gibi firmaları yok saymak, bu memleketi anlamamak, başka bir yerlerde yaşıyoruz demektir.

    Özetle, olanın üstünü silip yeni birşeyler getirmek “kafasını” varolan durumu nasıl iyileştirir, şeklinde değiştirmek, çok daha başarılı, çok daha balonsuz sonuçlar doğrucağı kanaatindeyim.

    Bu yazdıklarımdan, “eski köye yeni adet”, “değişmeyen tek şey, değişimin kendisi” gibi facebook cümleleri çıkartılmasın. Bukadar sığ kafaya, yeniliğe açık olmayan bir düşünce yapısına sahip değilim.

    Ya siz burada değilsiniz, ya ben başka biryerledeyim..

    Cevapla
    • Osman merhaba;

      Söylediklerinde kısmen haklılık payı var. Eğer konu ilgini çekiyorsa mailleşip, haftaiçi görüşelim; sana üzerinde çalıştığımız start-up’ın prototipini göstereyim, belki görüşlerin değişir.

      Cevapla
    • Oturalım o zaman hiç bir şey yapmayalım.
      Bişeyler yapmaya kafa yoran adamları da dışlayalım olsun bitsin!

      Cevapla
    • Özgün Genç |

      Tam tersine Türkiye’de girişimcilerin artık var olanı taklit etme veya iyileştirme anlayışından yeni modeller getirme kafasına geçmesi gerekiyor.

      Yani “idame ettirici inovasyon”a değil “yıkıcı inavasyon”a ihtiyacımız var.

      Mobil ödeme sistemleri ve online/offline karışımı ticaret modelleri Türkiye’nin dünya çağından iddialı olabileceği alanlar.

      Kupon ve promosyon kısmına gelince. Herkesin evinde en azından bir tane kuponla alınmış televizyon olan bir milletiz.

      Yalnız şu var. Yeniliklerin kopya ve Ameridan tercüme ile değil Türkiye’deki ihtiyaçları, sorunları ve mevcut çözümleri analiz ederek ortaya çıkarılması gerekiyor. O konuda %100 katılıyorum.

      Cevapla
  3. Merhaba Hasan. Yazdıklarına kısmen katılıyorum.

    Geçen Mayıs’ta Deloitte Türkiye’nin de katıldığı Avrupa’nın en gelişmiş e-ticaret yapılan 8 ülkesinde bir araştırma yaptılar. Türkiye de var içlerinde. (Detaylar için bkz:http://bit.ly/Nqfur2)

    Ortaya çıkan pek çok sonuçtan hem Deloitte danışmanlarının süzdüğü hem de benim anladıklarım şöyle:

    -Türk tüketicisi henüz internetten alım-satıma uzak, ya da diğer ülkelerdeki gibi yakın değil.
    -Sebeplerden bir tanesi kredi karı kullanımında yaşadığı güvensizlik.
    -Bir diğeri e-ticaret yapıyorum diyerek ortaya çıkan pek çok madrabazdan dolayı “kaliteli e-ticaret” algısının zihinlerimize çok düşük olması.
    -Bir diğeri Avrupa’daki gibi birbirine entegre edilmemiş süreçlerden yoksun oluşumuz ki, senin yazında bahsettiklerin bunun kapsamına giriyor.

    Benim için yazındaki en önemli nokta, “Bakkal Ali Abi” örneğinde müşteriye,yakın komşusu veya arkadaşı gibi davranan,onun isteklerini hep ön planda tutan, onu tavsiyeleriyle dükkanında mutlu bir alış veriş yaptırıp gönderen ilişkiyi kaybetmiş olmamız.

    Artık mağaza sorumlusunun,bakkalın,mihmandarın önünde değiliz. Arada internet denen bir duvar var. Onun arkasından bizi anlamalarını bekliyor, bize mağazadaki gibi davransın istiyoruz. (Gerçi çoğu mağazada yaşadığım tecrübeleri düşündüğümde öyle berbat hizmet anlayışlarını da bir kenara not düşmek lazım)

    Bunu sağlamak için “dijital müşterinin beden dilinden” de anlaması lazım e-ticaret şirketlerinin. Nasıl ki “Bakkal Ali Abi” bize moraller yerdeyse hemen anlayıp “Abi hayrola, neyin var?” diyebiliyorsa, dijital müşterisini de bu yakınlıkta olmasa bile, elindeki verileri çok iyi analiz edip ele alabilmeli bir e-ticaret şirketi. “Satış odaklı” değil de daha insancıl “müşteri odaklılığı” öğrenmeliler.

    Bu konuda yazılmış iyi bir kitap da var: Steven Woods-Digital Body Language (Bkz:http://amzn.to/NqgRpI)

    Bunun yanında Osman’a da katılmamak mümkün değil: “Gayri resmi muhasebe” örneği aslında çok şeyi anlatıyor. Böyle harala gürele, işlerle gayri resmi iştigal eden bir ülkede bizim yazıp-çizip-tartıştıklarımızın da hedefi bulmaması çok olası.

    Ama şahsen ne denemekten,ne de öğrenmeketen vazgeçmiyorum. Bir gün, senin hayal ettiğin, Osman’ın “ütopya” dediği, benimse hedefim olan yerlere geleceğiz.

    Biz o günleri görür müyüz? :o))

    Cevapla
  4. turkiyede eticaret artik ucuz urune degil de kaliteli urunlere odaklanmali. gercekten olaganustu ucuz fiyat verilen sitelerdeki urunlerde kargo sureci kalitesiz, urun kalitesiz ve cogu zaman stokta olmuyor. lojistik hizmeti veren depolarin iyileri de yuksek ucretler talep ediyorlar. siteler once bir 300 – 1000 tane satsak ta sonra urettirip bunlari musteriye yollarim seklinde lojistik depolarina para odemek ve satilmama riski olan urunlere de para odememek konusunda cinlikler yapiyorlar.

    guzel seyler de oluyor tabi. yurkiye de pahali urunler ve kaliteli urunler satin almak isteyen bir kitle var ve bu kitle uzun formlar doldurmak istemiyor, bir kac klikle facebooktaki arkdasina, annesine hediye gondermek, premium kargo opsiyonlari(sabah gelsin, aksam su saatte, 24 saat icinde gelsin, isurrindeki masama biraksinlar) kullanmak istiyor. uzun ve ugrastirici odeme yontwmleei de cok musteri kaybettiriyor.

    Osama bedier’in anlattiklarinin buyuk bir kismi henuz kimsenin roadmapinde veya arge calismalarinda yok ne yazik ki.

    Cevapla
  5. Bunu ““Örneğin, Ali Bakkal’a gittiğimde, Ali beni tanıyor, bana ismimle hitap ediyor, hoşgeldin diyor. Taze peynir geldi, mutlaka denemen lazım, ayrıca babanın en sevdiği ekmek de var. Peki Zeytin var mı? Hayır ama aşağıdaki dükkanda var, oradan alabilirsin ama bekleyebilirsen ben perşembe günü sizin eve çırakla yollarım. Yanıma para almayı unutursam, Ali diyor ki, önemli değil abi, hesaba yazarım.” sağlamak için bugün sanal gerçeklikle marketin içine girersek belki ama o bile mahalle bakkalına selam verip halini hatrını sormanın ayak üstü 3-5 kelam etmenin yerini tutmaz. Yani bazı şeyler dijitalleşmez bence.

    Cevapla

Bir Cevap Yazın