x

Röportaj: Cüneyt Özveren ile Intelligent Papers’ı ve Silikon Vadisi’ni Konuştuk

Amerika’da MIT bursuyla öğrenim gördükten sonra Silikon Vadisi’nde birbirinden başarılı projelere imza atan Cüneyt Özveren ile şu günlerde üzerinde çalıştığı Intelligent Papers’ı Türkiye’de bilinen adıyla E-kitap projesini konuştuk.

Reyhan Çepik – Cüneyt Bey merhaba, biraz kendinizden ve geçmişteki projelerinizden bahseder misiniz?

Cüneyt Özveren – İlkokul ve lise öğrenimimi Ankara Koleji ve Robert Koleji’nde tamamladım. Daha sonra MIT‘den Bilgisayar ve Elektronik Mühendisliği’nden lisans diplomamı aldım. Daha sonra aynı bölümlerde master ve doktora yaptım. Doktora eğitimim esnasında farklı bir görüş açısı kazanmak için MBA de yapmaya karar verdim. Bu sayede lisans eğitimimden sonra 5 sene içerisinde 4 derece almış oldum.

Uzun süren eğitimimin ardından Digital Equipment Corporation adında bir bilgisayar şirketinde Networking Advance Developer grubunda işe başladım. Digital o zaman IBM’den sonraki en büyük bilgisayar şirketiydi. IBM’in oda büyüklüğündeki Workstation‘larını PC boyutlarına yakın bir boyuta küçültmeyi başarmışlardı. Ethernet‘i de XEROX ile birlikte Digital geliştirmişti. Altavista arama motoru da Digital’ın ürünlerinden bir tanesiydi. Mühendislik olarak çok başarılı bir şirket olmasına rağmen, pazarlama konusunda aynı başarıyı gösteremediği için uzun ömürlü bir şirket olamadı.

DEC’den sonra kısa bir süreliğine Pittsburgh’da FORE System‘de çalıştım. Daha sonra California’ya gelerek aldığımız yatırım ile Berkeley Networks‘ü kurduk ve daha sonra bu şirketi $250 milyon’a FORE Systems’e sattık. FORE Systems de ardından $4.5 milyar’a GEC‘e satıldı. Daha sonra kurmuş olduğumuz ATOGA da çok başarılı bir şekilde büyümüş olmasına rağmen, 11 Eylül’de müşterilerimizin bir çoğu iflas ettiği için biz de olumsuz olarak etkilendik ve 2003 yılında az bir zararla bu şirketi elimizden çıkarttık.

ATOGA’dan sonra LeapTag‘i kurduk. LeapTag kişinin beğendiği ve takip ettiği haber ve bloglardan yola çıkarak yeni bloglar ve haberler sunan bir haber keşif motoru. Bunun için internetteki dokümanlar taranıyor, sayfadan içerik kısmı çıkartılıyor, spam içerikler filtreleniyor ve daha sonra ilgi alanlarına göre modellendikten sonra kişilere dağıtılıyor. Bu sürecin her bir aşaması büyük bir özen gerektiriyor. Misal o kadar çok spam içerik var ki internette, hatta örnek vermek gerekirse MIT’de yapılmış olan bir proje ile spam makale bile üretebiliyorsunuz. Bu şekilde her hafta yaklaşık 1 milyon doküman incelendikten sonra herkese uyan dokümanlar ayrıştırılıyor. Bu çok fazla işlem gücü gerektiren bir iş olduğu için bunu kullanıcıların kurdukları program ile yapmaya karar verdik fakat kullanıcılar program kurmayı tercih etmedikleri için bu bizim için bir dezavantaj teşkil etti. Daha sonra Amazon AWS hizmetini devreye alınca biz de bu işlemi Amazon AWS üzerine taşıdık. Şu anda servis hala leaptag.com üzerinde çalışmaya devam ediyor.

R. Ç – Intelligent Papers’dan  (E-Kitap) bahseder  misiniz?

C. Ö – Robert Koleji’nden arkadaşım olan İsmet Müstecaplıoğlu Amerika’da Elektrik Mühendisliği eğitimi almış ve teknoloji ile yakından ilgili birisiydi. Yaklaşık 25 yıldır da kağıt sektöründe faaliyet gösteriyordu. İki sene önce bu sektörün tekstil sektörü gibi öleceğini, birşeyler yapmamız gerektiğini söyledi. O sıralarda ders kitapları da öğrencilere devlet tarafından ücretsiz dağıtılmaya başlanmıştı. İlk olarak öğrencilere kitap yerine Kindle dağıtmayı düşündük.

Fakat Kindle e-ink kullandığı için siyah beyazdı ve video vb. interaktif uygulamaları desteklemiyordu. Bu nedenle Çin’de LCD ekranı olan benzer boyutlarda bir ürün bulduk ve üzerinde kendi yazılımımızı geliştirdik. Milli Eğitim Bakanlığı ile görüşmelere başladık ve pilot uygulama için gerekli izinleri aldık. İlköğretim 5. sınıf müfredatını ürünümüze yükleyerek Ankara, Sincan’da Korkut Ata İ.Ö.O’da pilot uygulamamızı başlattık. İlk zamanlarda sadece Türkiye için düşünülmüş bir projeydi fakat California Valisi Arnold Schwarzenegger’in yaptığı bir açıklama ile rotamızı Amerika’ya çevirdik.

Schwarzenegger açıklamasında California’da ders kitaplarına her yıl binlerce dolar kaynak ayırdıklarını, bu sene kitaplara ayıracak bütçeleri olmadığını ve artık elektronik ders kitaplarına geçiş yapmak istediklerini belirtti. Buna dayanarak yazılımımıza İngilizce dil desteği ekledik. Amerikan eğitim sistemi Türkiye’den farklı olduğu için hemen hemen her okulun müfredatı ve kitapları farklı, bu nedenle valiliğin paylaştığı kitapları kullanacak, pilot uygulama yapabileceğimiz okulları aramaya başladık. Riverside bölgesindeki lise pilot uygulama için matematik ve fen sınıflarına onay verdi ve böylece Ekim ve Ocak ayında iki pilot uygulamamız da Riverside’da başlamış oldu. Daha sonrasında Türkiye’de kendi ekibimizi kurmaya başladık. Şu anda da İstanbul’daki ekibimiz için Linux ve Windows CE üzerinde gömülü uygulamalar geliştirebilecek, deneyimli çalışma arkadaşları arıyoruz.

R. Ç – E-kitap’ın özelliklerinden bahseder misiniz?

C. Ö – Öğrenciler E-Kitap’da tüm ders kitaplarını ve ihtiyacı olabilecekleri bütün araçları bulabiliyorlar. Wi-fi üzerinden internet erişimine sahip olmalarına rağmen, ihtiyacı olabilecekleri tüm içeriğe her zaman erişebilmelerini sağlamak adına tüm içerik lokal olarak hafızada saklanıyor. Tüm ders kitaplarının yanında, Wikipedia’nın da lokal kopyasına internet erişimleri olmasa dahi ulaşabiliyorlar. Bunun yanında interaktif olarak konu anlatımı, not defteri, hesap makinesi, power point, flash, pdf, ses, video, kitap üzerine not alma, öğrencinin yaptığı ödevi mail yoluyla öğretmenine gönderme gibi bir takım ek özellikleri de içeriyor. Renkli ekranı, hafifliği ve 8 saatlik pil ömrü ile tam gün okulda keyifli bir kullanım sağlıyor.

R. Ç – Milli Egitim Bakanlığı ile görüşmeleriniz ne boyutta devam ediyor? E-Kitap’ı ne zaman okullarda görecegiz?

C. Ö – Milli Eğitim Bakanlığı pilot uygulamamıza çok sıcak baktılar ve çok kısa bir süre içinde kitapların pdf versiyonlarını bizimle paylaştılar. Pilot uygulamalardan da çok güzel geri bildirimler alıyoruz. Fakat E-kitap’ı ne zaman tüm sınıflarda göreceğimiz tamamen Milli Eğitim Bakanlığı’na baglı. Şu an kullandığımız ekran boyutları (800×480) öğrenciler için çok ideal olmasına rağmen Türkiye’de kullanılan kitaplar gerek tasarımları gerekse görselleriyle olsun tamamen basılı medya göz önüne alınarak yazıldığı için, şu anki ekran boyutlarında iyi görünmüyorlar. Bu nedenle Milli Eğitim Bakanlığı daha büyük bir ekran talep ediyor.  16:9 10 inç ölçülerinde ya da 4:3 9 inç ölçülerinde bir cihaz şu an kullanılan kitaplar için çok daha ideal olacak. Şu an bu ölçülerde aletler yavaş yavaş piyasaya giriyor. Biz de bu aletleri bekliyoruz.

R. Ç – E-Kitap’ın yazılımından donanımına kadar bütün içerik ve tasarımlarını siz mi geliştireceksiniz?

C. Ö – Benim inandığım birşey var, müşterinle hiçbir zaman rekabet yapmayacaksın. Biz donanım yapmıyoruz, bunu yapmamamızın sebebi bunu yapan bir sürü şirket var. Bizim bunu baştan yapmamıza gerek yok. Bu şekilde maliyeti de düşürmüş oluyoruz. İçerik de üretmiyoruz çünkü o da çok lokal bilgi gerektiriyor. Bizim amacımız yaptığımız işi global olarak herkesin hizmetine sunmak. Amacımız kimseyi kendimize düşman yapmak değil, bizim amacımız her isteyenin istediği içeriği yazabileceği bir ekosistem yaratmak. Kısacası biz sadece bir platformuz.

R. Ç – Ankara’da ve Amerika’da pilot uygulamalar devam ediyor, bu okullardan ne gibi geri bildirimler aldınız? Teknik olarak cihazların kullanılabilirliği ve dayanıklığı nasıldı?

C. Ö – Çok  güzel geri bildirimler alıyoruz. Özellikle Amerika’da Alberto ve Los Angelasta’taki eğitim birimlerinden yeni pilot uygulamalar için talepler alıyoruz. Bir yıl içerisinde sadece 1-2 cihazdan kullanıcı hatalarına yönelik bildirimler aldık. E-kitap’ı kullanacak sınıfların yaşları büyüdükçe buna istinaden bu hataların da ortadan kalkacağına inanıyoruz. Bunların dışında bir sorun yaşamadık. Cihaz oldukça hafif ve dayanıklı. Gördüğün gibi yere attığımda dahi herhangi bir zarara uğramıyor. (E-kitap an itibariyle yerde 🙂 )

R. Ç – Gerek Amazon Kindle DX gerekse üzerinde geliştirelecek uygulamalar ile iPad eğitim için ideal iki cihaz durumunda, bu sizin icin risk teşkil eder mi?

C. Ö – Donanım bağımsız olduğumuz için okulların tercih edecekleri her donanıma yazılımımızı entegre edebiliriz. Fakat Kindle DX’e baktığımız zaman sahip olduğu e-ink ekranı ile roman okumaya çok uygun olmasına rağmen eğitim için elverişsiz bir cihaz. Dolayısıyla şu anki cihaz risk teşkil etmiyor. iPad’e gelirsek, eğer okullar toplu olarak iPad almaya yönelirlerse biz de yazılımımızı iPad’e göre yeniden revize ederiz. Fakat ben iPad’in de eğitim için elverişli olduğuna inanmıyorum. Fiyatının yüksek olmasının yanı sıra hem çok hassas hem de dokunmatik ekranı kalem kullanımına uygun değil. Kamera ve SD kart gibi donanımlarının olmaması da ayrı bir dezavantaj.

R. Ç – Siz de Apple gibi uygulama geliştiricilere böyle bir platform sağlamayı düşünüyor musunuz?

C. Ö – Kesinlikle evet. İçerik geliştiricilerine sağladığımız bu imkanı uygulama geliştiricilerine de sağlamayı düşünüyoruz. Standart bir platformumuz var. Uygulama geliştiricileri C++ veya Flash kullanarak platformumuza uygulamalarını entegre edebilecekler. Bununla birlikte öğrenciler de iPhone uygulamaları gibi ilgi duydukları konularda eğitim uygulamalarını E-Kitap’larına yükleyebilecekler.

R. Ç – E-kitap’ı hangi kanallar üzerinden pazarlamayı planlıyorsunuz? E-kitap’ı bireysel olarak satın alabilecek miyiz?

C. Ö – Amacımız toplu satış yaparak, cihazların fiyatını olabildiğince düşürmek bu nedenle de şu an sadece okullara odaklanmış durumdayız. Türkiye’de okul kitapları Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ücretsiz dağıtıldığı için E-Kitap’lar da aynı şekilde dağıtılır diye düşünüyoruz. Cihaz fiyatları bireysel satış için yüksek olması sebebiyle bireysel kullanımı şu an için ikinci planda tutuyoruz.

R. Ç – Projeniz için devlet yardımı veya özel bir yatırım aldınız mı?

C. Ö – TÜBİTAK’tan bir milyon dolarlık bir proje yatırımı aldık. Bunun dışındaki yatırımları kendimiz yapıyoruz.

R. Ç – Silikon Vadisi’nde projeler geliştiren biri olarak, burada bulunmanın avantajları nelerdir?

C. Ö – Tek kelime ile her türlü altyapı. Bırakın Türkiye’yi, doğu yakısı ile batı yakası arasında bile inanılmaz fark var. Burada on dakikalık mesafede ihtiyacınız olan tüm kaynaklara erişebiliyorsunuz. Burada herkes kendi yaptığı işe odaklandığı için de ortaya çıkan iş dünya piyasasına göre çok daha kaliteli. Bunun yanında herşey girişimciliği destekleyecek şekilde kurgulanmış. Örneğin kimse yatırım almadan avukata para vermez, avukatlar hisse ile çalışır. Türkiye’de böyle birşey mümkün mü, avukat size bedavaya çalışsın. İnsan kaynağı bakımından da burası çok iyi durumda. İstediğiniz herhangi bir konuda uzman birisini bulmanız mümkün. Başka bir örnek vermek gerekirse, şirketlerin hacimlerine ve durumlarına göre melek yatırımcılardan tutun, risk sermayedarlarına kadar bir sürü finans kuruluşları var.

R. Ç – Kendi girişimlerini kurmak isteyen gençlere ne gibi önerilerde bulunursunuz? Her projesi olan Silikon Vadisi’ne gelmeli mi?

C. Ö – Bence hayır. Her ne kadar az önce Silikon Vadisi’nin imkanlarından bahsettiysek de, ilk başlangıç aşaması için giderlerin çok daha düşük olması nedeniyle Türkiye’de kalmak çok daha mantıklı. Eğer global pazara yönelik projeleri varsa belki ama Türkiye gibi niş bir pazara hitap eden projeleri Türkiye’de kalarak çok daha ucuza gerçekleştirebilirler. Bunun yanında Türkiye’de bazı kaynaklara ulaşmak da artık eskisine göre daha kolay. E-tohum ve Golden Horn Ventures bunlara güzel birer örnek. Türkiye’de yatırım bulmak her ne kadar çok zor gibi görünse de burada da bulmak hiç de kolay değil. İç dinamikleri ve kaynakları verimli kullanmak adına önce Türkiye’deki şartları zorlamaları gerekiyor.

R. Ç – Blog yazıyor musunuz? Sizi nereden takip edebiliriz?

C. Ö – Maalesef, LeapTag’de yazıyordum ama şu anda hiç vakit bulamıyorum. Twitter’a da bir türlü adapte olamadım.

R. Ç – Vaktinizi ayırdığınız için teşekkürler.

C. Ö – Ben teşekkür ederim. Türkiye’ye selamlar.

Intellegent Papers çalışma arkadaşları arıyor.
Şu anda da İstanbul’daki ekibimiz için Linux ve Windows CE üzerinde gömülü uygulamalar geliştirebilecek, deneyimli çalışma arkadaşları arıyoruz.
1)   Client için:

Embeded  WinCE`de  ( 5.0 , 6.0 )  ve Linux’ta,   C++ , QT  üzerinde yazılım gelistirme konusunda tecrübeli.   ( Tercihen, Bilgisayar Mühendisi, üniversite’den sonra 5 sene tecrübe )

2) Backend için:

  • PHP, mySQL ve Linux bilgisi (İleri Düzey)
  • Java  bilgisi (Ileri Düzey)
  • C++ bilgisi (Orta ya da İleri Düzey)
  • .NET ve C# bilgisi (İeri Düzey)

Yorumlar (3)

  1. LeapTag kişinin beğendiği ve takip ettiği haber ve bloglardan yola çıkarak yeni bloglar ve haberler sunan bir haber keşif motoru diye tanımlanmış ama servis içinde hala bir takım sorunların olduğu tartışılmaz bir gerçek.

    Cevapla

Bir Cevap Yazın