x

Sevgili üst düzey yönetici! Tumblr seni çağırıyor!

Bir şey hayal edelim. Hem çok işinize yarayacak, her gün kullanacaksınız; hem de o kadar sade olacak ki, sahip olduğu bütün özelliklere hakim olabilecek ve bu özellikleri kullanmak isteyeceksiniz. Bununla birlikte bu şey her gün yenilenecek ve sizin istekleriniz doğrultusunda kendini geliştirmeye devam edecek. Ne hayal ettiğinizi, aklınıza nelerin geldiğini gerçekten çok merak ediyorum.

Fakat benim aklıma son versiyon geliştirmelerinden sonra sadece Tumblr geliyor. “Şey” kelimesini özellikle seçmemin nedeni de, bu özelliklere sahip bir “şey“i sadece internet üzerinde değil; hayatın her alanında aramamdı.

Her zaman olduğu gibi aslında yine yepyeni bir fikirle değil, elimizin altında; gözümüzün önünde olan bir fikrin farklı bir sunumuyla karşı karşıyayız. Tumblr sizlere blog kavramının fast-food hali diye nitelendirebileceğimiz, mikro-blog ya da kendi tabirleriyle Tumblelog‘u sunuyor. Blog tutmayı daha eğlenceli hale getirebileceğini vaad etmesinin yanında, uyum içinde çalıştığı Technorati, Google, vb.. sistemlerle de en hızlı ve verimli iletişimi sunacaklarını garanti ediyor.

Kendilerinin de tanıtımlarında vurguladıkları gibi 10 saniye içinde hatta çok daha kısa bir sürede bir blog’unuz oluyor ve bu blog’a yani web alanına sahip olduktan sonra sizi bekleyen hiç bir zorluk yok. Kullanım kolaylığı açısından WordPress, Blogger ya da Typepad‘den keskin bir çizgiyle ayırıyor kendini. Bir sub-domain(alanadı.tumblr.com) olarak kullanıldığı gibi aynı zamanda kendi alan adınız(alanadı.com) altında da çalıştırabiliyorsunuz.

Flickr, Twitter, Digg, Del.ici.ous, vb.. tüm uygulamaların en güzel özelliklerini bir arada sunan bir blog sistemi; beni çok kısa süre içinde kendine bağladı ve gerçekten tüm isteklerimi karşılayacağına inandıran sistem tüm içerik düzenleyicileriyle uyum içinde çalışmayı ve kendi açık API’leri sayesinde trafiğini alternetif kullanımlarla katlamayı hedefliyor.

Kısaca Tumblelogger olduğunuz anda sistemin size sunacaklarını karışık bir şekilde sıralamak istiyorum. Dashboard sistemiyle çalışan sistemde çok fazla zaman kaybetmeyeceksiniz, arkadaşlarınızı ve diğer Tumblelogger‘ları takip etmeniz çok kolay olacak; istediğiniz zaman takip listenize yeni mikro-blogger‘lar ekleyebilecek ve kimin sizi takip ettiğini göreceksiniz ve bunları yaparken; “Re-Blog” tuşuyla tanışacak ve gördüğünüz içeriği tekrar kendi blog’unuzda paylaşacaksınız.

Çeşitli konularda gizli ya da genel guruplar kurabilecek bu guruplarla ortak paylaşımlarda bulunabileceksiniz. Şimdiye kadar hiç bir blog sisteminde yakalanamayan mobil yeniliklerden maksimum şekilde faydalanacaksınız. Tumblr ana sayfası üzerindeki Tumblr Radar sayesinde tüm kullanıcıların son paylaşımlarını takip edebilecek, inanılmaz bir görselliğe sahip olan arşivi sayesinde kendinizin ve tüm diğer blogger‘ların içeriklerine göz atabileceksiniz… Sistemin içinde daha çok büyük yenilikler ve kullanım kolaylığı var, listeyi dakikalarca daha sürdürebilirdim. (devamını buradan inceleyin)

Bu kadar yeniliğin ve bu kadar kolaylığın dünyada gördüğü karşılık, ülkemizdeki tiz yankısına oranla çok daha fazla yüksek. Şu anda 180.000 kullanıcısı var ve her ay ortalama 17.000 kullanıcı sisteme dahil oluyor. Büyüme ivmesini katlı olarak arttıracağını düşündüğüm sistem 2008 yılı sonlarındaki hedefi 1 milyon kullanıcıya çok kolay bir şekilde ulaşacak. 180.000 kullanıcı günlük olarak ortalama 43.000 içerik yolluyorlar. İşte bu veri biraz etkileyici, çünkü 2,3 milyon WordPress kullanıcısının günlük ortalaması yalnızca 106.000.

Mikro-blogging konusunda şu ana kadar karşısında bir rakip olduğuna ve uzun zaman çıkabileceğine inanmıyorum. (secondbrain, soup.io rakip olarak anılıyor) Ayrıca çok yakında çok büyük bir teklif alacağını düşündüğüm şirketin şu ana kadar aldığı yatırım sadece 750.000$. Çeşitli röportajlarından takip ettiğim 21 yaşındaki yaratıcısı David Karp sektörün yeni yıldızı olacak, karşımıza çok başka yenilikçi fikirlerle çıkacak.

Bakalım blogger olmak buraya tıkladıktan sonra kaç saniye sürecek? Bu arada ben de en yakın zamanda kişisel blog’umda kesinlikle bu alt yapıya geçeceğim. : )

Not: Bu yazı sevgili Murat Buyurgan‘ın bir sohbetimizdeki -Türkiye’de üst düzey yöneticilerin blog tutmadığı- izlenimine ithafen yazılmıştır. Tabii ki üstüne alınmak isteyen üst düzey yöneticilerimiz de aramızda olabilir. : )

Yorumlar (5)

  1. Sadece “Bir şey bu kadar nasıl sevilebilir?” diye merak ettiğimden girip denedim, yazdığınız kadar kolay bir kurulumu var gerçekten de. Widget’ı da kurdum, o da kullanım açısından ciddi bir kolaylık sağlıyor. Tavsiye için teşekkürler.

    Cevapla
  2. Yazınız üzerine tumblr’ı inceledim, ilk bakışta görsel olarak çok sade ve kullanımı kolay, detaylarına henüz giremedim ama çok temel bir özelliği ya yok ya da bulamadım.

    Deneme amaçlı bir blog yarattım (http://keyfehli.tumblr.com/) ve bir yazımı bloga ekledim. Ancak fontun boyutunun ya da renginin nasıl değiştirileceğine dair bir seçenek yok sanki. HTML dışında bir seçenekten bahsediyorum tabii..

    Cevapla
  3. Uzun zamandır normal blogum var. Ancak bazı zamanlarda sadece bir resim, bir video veya bir cümlelik bir yazı yazmak istiyorum. Nedense normal blogumu bu şekilde bir yapıya sokmak istemediğim için yeni bir arayış içerisine girdiğim zamanlarda karşılaşmıştım tumblr ile. Üye olunması ve içerik oluşturulması oldukça kısa ve zahmetsiz bir şekilde gerçekleştiriliyor. Resim yükleme belli bir kaynaktan resim ekleme, video yükleme gibi güzel özellikleri var.

    Gerçi uzun zamandır hem günlüğüme hem de tumbloguma içerik giremiyorum ama istanbul’dan döndüğüm vakit tekrar aktif olarak kullanmaya devam edeceğim, umarım…

    Bu arada tumblr.com kullanmadan kendi tumblogunu oluşturmak isteyenlere http://www.gelatocms.com/ adresinde yayınlanan Gelato CMS’yi öneririm.

    Cevapla

Bir Cevap Yazın