x

Doğan ve MyNet’ten teklif almayan web girişimi kaldı mı?

Son zamanlarda bu konuda o kadar çok kaynaktan haber almaya başladım ki sonunda dayanamadım yazmaya karar verdim.

Özellikle son birkaç aydır Doğan ve Mynet tarafından birçok popüler web sitesinin sahibi ile görüşülüyor, teklifler sunuluyormuş.

Oyun, sosyal ağ/topluluk ve eğlence servisleri başta olmak üzere birçok girişim ile yürütülen görüşmelerin ortak noktaları aldığım duyumlara göre şöyle oluyormuş.

  • Sunulan teklifler web girişimlerinin beklentisinin altında kalıyormuş.
  • Tüm teklifler özellikle Alexa verilerine göre şekilleniyormuş.
  • Firmaların her ikisi de fazlasıyla “Güç bizde” tarzında davranıyormuş.
  • Firmaların satın alma stratejileri belirli bir vizyon dahilinde olmaktan uzakmış. Özellikle MyNet için bu cümleyi çok duydum.

Genel olarak güvendiğim kaynaklardan aldığım bilgileri biraz detaylandırmam gerekirse.

Sunulan tekliflerin girişim sahiplerinin beklentisinin altında olmasına karşılık, eğer söz konusu girişim konum itibari ile Türkiye‘de önemli bir noktada ise, rakamlar tekrar gözden geçiriliyormuş. Ancak eğer değilse görüşmeler biraz daha “siz bilirsiniz” havasında geçiyormuş.

Her iki firmanın da sunduğu teklifler ağırlıklı olarak girişimin Alexa verilerindeki konumuna göre şekilleniyormuş ve satın almadaki ana amaç çoğunluğa sahip olmak yaklaşımında gerçekleşiyormuş.

Son bir duyum da Doğan‘a özel. HurriyetEmlak.com üzerine şirket içinde özel bir ilgi varmış. Uzun vade planlarının birçoğu HurriyetEmlak.com‘u geliştirip, farklı servisler ile seri ilan içeriğini güçlendirmekmiş. Hatta Hürriyet gazetesindeki seri ilan sayfalarının kaldırılması bile gündemdeymiş.

Aslında Doğan‘ı son yazdığım cümle ile değerlendirdiğimizde hiç de fena bir vizyon olarak gözükmüyor. Belki vizyon sahibi olduklarını sadece bazı alanlarda gösterememişlerdir. Sonuçta çoğunluğa sahip olmak bakış açısı, gazetenin seri ilanlar bölümünü tamamen internete taşımak kadar vizyoner gözükmüyor. Ama stratejiyi bütün olarak incelemek gerekirse, aslında birbirini tamamlıyor.

Bu arada unutmadan SanalTest.com da Ocak ayı içinde sessiz sedasız Doğan tarafından satın alınmış. Site E-kolay.net altında “bilgi yarışması” ismiyle konumlandırılmış. (Link: http://sanaltest.ekolay.net)

MyNet ise bir süre önce haberini yazdığım Expredo’ya ayrı bir önem veriyormuş. Uygulaması dış kaynak kullanılarak geliştirilmekte olan servis ile MyNet, kendi kullanıcı profilinin dışına çıkıp yeni bir segmente ulaşmayı hedefliyormuş.

Kısacası bugünlerde tanıdığınız, bildiğiniz web servislerinin arasında Doğan ve MyNet‘ten teklif almayan neredeyse kalmamış.

Elbette satın alma girişimleri sadece söz konusu iki firma tarafında yürümüyor. Diğerlerini de biraz daha ilerleyen günlerde netleştikçe paylaşıyor olacağım.

Yorumlar (16)

  1. Merhabalar ;
    Bende birileride bu Doğan online üzerine yazsa artık diyordum tam. Alexa istatistiklerine göre ilk 100 sitede 10 site bulunduruyorlar neredeyse.Ama nasıl? Expredo imiş Azbuz muş yazılım işide template bir karakter yapısına bürünüyor belki. Ama başarıyorlar neme lazım 🙂

    Birgün üç kuruşluk bütçelerle insanların emeklerinin satın alınmaya çalışılmadığı, internet ortamında da gerçekçi rakamların konuşulduğu ve gerçek girişimcilerin desteklendiği günler gelecek inanıyorum.

    Saygılarımla
    Kürşat Özel

    Cevapla
  2. Mario Tenindon |

    MyNet ve Doğan’da vizyon olsaydı, yıllarca aynı noktada sürünmezlerdi, şimdi de panikle herkese saldırmazlardı herhalde. MyNet ve Doğan’ın internet hikayeleri neredeyse 10 yılı bulacak, standart 3-5 servis, biraz ciro, büyümeye çalışıyorlar. Yahoo, servis kalitesini yüksek tutarak ve vizyoner olması ile, Google’ın geliş tehlikesinden kılpayı kurtuldu. Bizimkilerde ne vizyon, ne kalite, ne de insancıllık var.

    Güçlü büyük ve küçük oyuncular arttığı zaman, bence bu oyuncuların birer silik markaya dönüşmesi an meselesi. Silik markalar, yenilerine yer açar, o yüzden iyi bir şeydir. Güle güle MyNet, Güle Güle Doğan diyebilmeliyiz bu kadar dinamik bir mecrada.

    Türkiye’de pazarın büyümesi için, çok şeyin değişmesi gerekiyor. Nokta gibi oyuncuların artarak rekabeti kızıştırması, meleklerin ve kuluçka yatırımcılarının artması (bir çok genç 10.000 doları olmadığı için hayalindeki projeyi yapamıyor), ve gençlerin daha çok çalışması.

    Forum’da genç girişimcilerin sorularını görmek mutluluk verici, bunların artması lazım. Gençlerin daha cesur olması, daha çok çalışması. Tabii, aynı zamanda internet kullanıcılarının, internette para harcamanın ve reklam pastasının büyümesi gerek. Bunlar olacak. Ama zaman.

    Vazgeçmeyin gençler!

    Cevapla
  3. (bir çok genç 10.000 doları olmadığı için hayalindeki projeyi yapamıyor)

    Evet çok haklısınız. Bence böyle şirketler zamanlarını “hangi siteyi satın alsam acaba?” diye harcayacaklarına başkalarının projelerine destek olmalı onlara kucak açmalılar.

    Cevapla
  4. Türkiye’de satın almalar yaygınlaşacak. Bunu son birkaç yıldır bekliyordum aslında ve şimdi hızın biraz arttığını gözlemleyebiliyorum.

    Türkiye benim gözlemlerime göre ticari ve teknolojik anlamda “küçük amerika”. Dolayısıyla çok uzaklara bakmaya gerek yok, amerikadaki gelişmeleri Türkiye’de de yaşayacağız.

    Google ve Yahoo gibi internet sektöründeki firmalarla birlikte Adobe, Oracle gibi diğer bilişim firmalarının alım hızlarına bakarsak genişleme stratejisine sahip firmalar için satın almaların avantajı olduğu kesin.

    Türkiye’de ise şu an rekabet bana göre yeteri kadar kızışmadığı için MyNet ve Doğan gibi güçlerini farklı sektörlerdeki ticari başarılarından alan firmalar (Doğan malum medya ağırlıklı, MyNet ipragazın veliahtı) “kapatabildiğimi kapatayım” şeklinde bir yaklaşım izliyorlar. Yani her alanda bir sürü servisim olsun gibi bir yaklaşımla yayılmacı bir tutum sergilerken girişimci, başarılı gençlere (ya da küçüklere mi demeliyim) “teklifim bu, işine gelirse” gibi ezici bir tutum sergiliyorlar.

    Ben servisini yakın zamanda Nokta’ya satan bir geliştirici olarak, Mario’nun “vazgeçmeyin gençler” cümlesine katılıyorum ve olabildiğince iddialı servisleri olabildiğince sabırlı geliştirin diye bir tavsiyede bulunmak istiyorum.

    Türkiye’de halen kaliteli servisler az, var olan servisler yetersiz. Yani yaratılacak gerçekten kaliteli ve teknolojik olarak üstün alternatifler liderlerinden pazar payını rahatlıkla kapabilir ve lider olabilir. Fark atan bu tarz ürünler ise kendi fiyatını kendi belirler (milyon dolarlardan bahsediyorum).

    Ancak benim Türkiye’de gördüğüm en büyük eksiklik teknolojik yetersizlik. Bir flickr’ın, bir basecamp’in, bir youtube ya da metacafe’nin teknolojisinin 10’da 1’ine ulaşamıyorken taklit etmeyi bile beceremiyoruz. O yüzden girişimcilik bu sektörde “risk almak”tan “yatırım yapmaktan” öte olmalı diye düşünüyorum.

    Türk insanı olarak stratejilerimiz, proje fikirlerimiz genelde başarılı ama bu kadar teknik bir konuda sadece fikir ve strateji yeterli olmuyor. Son 5 yıldır her arkadaşım “bir fikrim var” diye geliyor. Hatta internetle alakası olmayan annem bile 🙂

    Cevapla
  5. Genelde satın alma girişimleri bahsettiğiniz gibi “sahip olma” mantığında. Bir geliştirme veya destekleme fikirleri yok. Sadece gelen trafiği göz önünde bulundurup sitedeki reklam alanlarına odaklanıyorlar. “Bu adamlar boşuna mı koca siteyi kapatıyorlar arada bir” diye düşüneni yok bizim alıcıların.

    Cevapla
  6. (bir çok genç 10.000 doları olmadığı için hayalindeki projeyi yapamıyor)

    Evet bu söze bende katılıyorum ama değişik bakış açılarından bakarak tabi. Bir fikrin artık milyon dolara çevrilebildiği günümüz global ağında Türkiye penceresinden olaya yaklaşırsanız tekelin birkaç büyük firma (veya site) elinde olduğunu görebilirsiniz. Dolayısıyla bu “büyüklerimiz” de sadece kendilerini geliştirme ve servislerini çoğaltma eğilimindeler. 2006’ya damgasını vuran en önemli olaylardan birisi de Google’ın yüksek bir meblağ karşılığında Youtube’u satın almasıydı. Google izlediği strateji ve vizyon ile bizlerden ne kadar ileride olduğunu gösterdi. Kaldı ki Google hala alımlara devam ediyor. Bana kalırsa Türk şirketlerininde aynı vizyonu takip etmesi gerekir. Daha fazla servisten ziyade daha fazla site ve fonksiyon görmek isterim ben bir web sitesinde.

    Yazınız için teşekkürler Arda Hocam… Elinize Sağlık.

    Cevapla
  7. Doğan Grubu, kartelleşmeye meraklı ne yazık ki! Ancak, bu kafayla para kazanırlar ama adam olamazlar. Teklif yapıyorlar yapmasına da, küfür eder gibi. Günlerimi, gecelerimi harcadığım sitem için adamlar randevu isteyecek. Gelecekler.
    Sonra verdikleri teklif, 1 yıllık reklam kazancıma denk gelecek! Bunlar, tam kartelci zihniyette, “size satmam dedim” gönderdim herifleri.
    Gerçekten siz bilirsinize getiriyorlar işi.

    Google’da, Yahoo’da satın alım yapıyor. Tabii onların satın aldıklarıyla bizimkiler bir tutulmaz Ama, Yahoo MyBlogLog’a 10m $ ödüyor. Bix’e 2m $ ödüyor. Benim sitemde ilk Alexa’da 10000’de ve büyük bir potansiyeli var. Daha da gelişiyor. Bana ödedikleri fiyat, küfür eder gibi. Bunlar mı kurumsallaşmış, bunlar mı adam olmuşlar! Peh.

    Cevapla
  8. (bir çok genç 10.000 doları olmadığı için hayalindeki projeyi yapamıyor)

    Ajitasyonda son nokta. Risk almadan girisimcilik oh ne ala. Nedense, o bir cok gencin 10 bin dolari olunca aklina gelen ilk is araba almak oluyor. Projene guveniyorsan arabani sat, evini ipotek ettir, bankadan kredi al, cift vardiya calis, cevreni borc icin ikna et ya da yeterli sayida ortak bul. Tabi bunlari yapmak kimsenin isine gelmiyor, sizlanmanin rahatligi bambaska.

    Cevapla
  9. yani bir projeyi gerçekleştirmek adına hayatını tepetaklak etmeli diyorsun?

    senin dediklerini yapamayan yazılımcı n’apsın organını falanmı satsın?

    Cevapla
  10. Mario Tenindon |

    Türkiye’de sızlanmanın fazla olduğu kısmına katılıyorum. Fakat, öncelikle herkes 10.000 doları kolayca bulamıyor ki araba alsın. Evi yok ki ipotek ettirsin. Ki, o zaman ciddi serveti olan bir çok girişimci, neden risk sermayeleri ile kuruyor yeni girişimlerini? Neden risk sermayesi var – projesine güvenen herkes kredi alsın.

    Risk sermayelerinin varolma sebebi budur. Projenize güvenirsiniz, fakat en güvenilen proje bile batabilir. Girişimci, bu riski almak zorunda değildir. 10 milyon dolarınız vardır, yeni girişiminize ilk işiniz risk sermayesi aramak olur, ne kadar güvenseniz de projenize. Çünkü, projenin başarısı, fikirde yatmaz.

    Ben hala, Türkiye’de ciddi anlamda risk sermayesinin eksikliğinin sektörü olumsuz etkilediğini düşünüyorum. Ancak, büyük oyuncuların işine geliyor bu tabii ki. Ekonomimizin çok gelişmesi lazım, umarım kısa sürede gerçekleşir bu.

    Cevapla
  11. http://www.expredo.com ile http://www.sanalcafe.sc birbirine ne kadarda çok benziyor 🙂

    Cevapla
  12. Gökhan BESEN |

    Mynet kurulduğu gün neyse bugün de o: “Yahoo ne yapıyorsa kopyala” ve bu şirket bu sayede hala Türkiye’nin en bütük internet şirketlerinden birisi. Doğan da medyadan gelen gücü ile sektörü boğazlamış durumda. Gerçek bir servis geliştirmek, gerçek bir problemi çözmek, bir yenilik getirmek, bakışacısı katmak, özgün olmak kimin umurunda.

    Sizi bilmem ama benim umrumda. Internet kimsenin el koyamayacağı kadar demokratik bir ortam ve bütün domainler kullanıcılara aynı uzaklıkta. İnternet’te kimse yenilmez değil. Bu sektörde çalışan herkes bir web sitesinin 2-3 kişinin elinden çıktığını bilir. (Mynet’te bildiği için 3 kuruşa kapatmak istiyor). Youtube 2 kişiydi, google da öyle, epinions’da, bix’te… Bizde sorun ne biliyor musunuz? O 2 kişi. Ben ve yazılımcı arkadaşım 1 senedir kendi web girşimimizi hayata geçirmek için özel zamanımızın neredeyse tümünü bu işe ayırmış durumdayız. Kendi hayatlarımızı geçindirmekten öte maddi bir ihtiyacımız olmadı. Tabii bunun için gündüz çalışmamız gerekiyordu. Bu süre dışında ben tasarımcı olarak, arkadaşım da yazılımcı olarak emeğini koydu. Haftada 5 gün işten sonra 2 saat o da günün en bitik 2 saati. Böyle bir tempoda ne kadar çalışabilirsiniz? Psikolojik bariyerlerinizi nasıl aşabilirsiniz, nasıl motive kalabilirsiniz? Yaptığınız youtube bile olsa güvenip arabanızı nasıl satarsınız, işinizden nasıl istifa edersiniz? Biz bunların hepsini yaşadık, yaşıyoruz. İşte kendi web girişiminizi yapmaya çalışmak böyle birşey. Bizim garajımız yoktu, bir evin bir odasında yapalım dedik, “Angel”ımız yoktu, emeğimizi koyalım dedik, zamanı da kimse vermedi bize, onu da biz yarattık. Sonunda bu girişim hayata geçmek üzere ve bu olduktan sonra Mynet gibi zihniyete sahip bir firmaya asla satmayacağımı burada net bir şekilde söylüyorum.

    Peki Mynet ve Doğan neden site alıyor? Basit, kendileri yapamadığı için, yapıpta ya tutmazsa dememek için, yapılmışını ve tutmuşunu alıyorlar. O iki kişinin yaptığı işi de şirketlerinde çalışan maaşlı adamlara yaptırıyorlar. Benim şahsi görüşüm maaşlı adam çalıştırarak web girişimi yaptıramazsınız, çünkü bu işte “tırtmak” diye birşey yoktur, bu iş parayla olmaz. Peki ne yapabilirsiniz? İşte bunu cevabını da yurtdışındaki örneklerde görüyoruz: angel ya da risk sermayesi olursunuz. Sonuç olarak paranızın olması bu işi yaptırtabileceğiniz anlamına gelmez ama proje geliştirmek için çalışan insanlara kaynak olabilirsiniz. Projeyi yine onlar geliştirir, siz yatırım yaparsınız ve hep beraber kazanırsınız ya da kaybedersiniz. Bu bir risktir ama o riski almakta bu işin bir parçasıdır. Buralarda risk sermayesi bulamadık ama bu riski 1 senemizi vererek aldık, bu işin sonunda projenin başarılı olması bizim için önemli değil, çünkü yaptık ve bizim diyebileceğimiz bir projemiz var artık.

    O iki kişiden biri olarak bu sektörde çalışan tüm arkadaşlarıma aynı şeyi tavsiye ediyorum. Elinizdeki gücün farkında olun ve biraz daha az uyuyun.

    Saygılarımla,
    Gökhan Besen

    Cevapla
  13. (yani bir projeyi gerçekleştirmek adına hayatını tepetaklak etmeli diyorsun?)

    Gunaydin. Biraz biyografi okuyun. Insanlar en iyi okullari birakiyor, en iyi mevkileri birakiyorlar, yasadigi sehirleri degistirip, kendi tum birikimlerini riske edip, ailelerinden borc alip islerini kuruyorlar.

    jeff bezos – amazon
    micheal dell – dell
    bill gates – microsoft
    lawrence ellision – oracle

    (öncelikle herkes 10.000 doları kolayca bulamıyor)
    Hayata hosgeldin. Hersey bir anda olmuyor, senden onceki kusak birikim yapmadiysa, senin ve cevrenin fedakarlik yapip bir birikim yapmasi gerekiyor. Eger on bin dolarlik birikim yapamadiysaniz, kendiniz ve cevrenizle ilgili birseyleri sorgulamaniz lazim. koydeki gariban (ya da babasi) bile yillarca calistiktan sonra 5 tane inek alabiliyor.

    (Neden risk sermayesi var – projesine güvenen herkes kredi alsın.)
    Birisi sizi cok kotu kandirmis. Risk sermayesi sirketleri her onune gelen projeye ortak olmuyorlar. Bu arada “ortak” kelimesinin altini cizerim. Yani projeyi gelistiren girisimcinin once projesine yatirim yapmis ve projesini baslatmis olmasi gerekiyor

    (Projenize güvenirsiniz, fakat en güvenilen proje bile batabilir. Girişimci, bu riski almak zorunda değildir.)
    Saka mi bu? Kamerayi gosterin de el sallayayim.

    Cevapla
  14. konu ile ilgili biri olarak size şunu söylim.Türkiye’de hep gençlerin parasızlıktan,projelerini hayata geçiremedikleri anlatılır,durulur.Oysa gerçekte gençlerin %99’unun elindeki kuru bir fikirden ve basitçe hazırlanmış dayanaksız bir projeden başka birşey değildir.Kuru fikir herkeste vardır ve kuru fikirlerle basit projelere kimse para falan yatırmaz..Adam kalkıyor hayatında iki kod yazmamış,bilgilsayar kullanmayı tam olarak bilmiyor..Kalkıyor,şirketlere iş fikri sunacağım diyor.Şirketlerin bir bölümü etik değerleri çiğnememek için fikir sahibinin randevusunu kabul ediyor.Fikir sahibi fikrini açıklıyor.Sonra şirket,o fikri daha önceden uygulamış olan yüz tane şirket gösteriyor global arenada.Ve fikir sahibi birden hayal kırıklığına uğruyor.Oysa kuracağı şirketin Google yada Yahoo tarafından birkaç milyon dolara satın alınacağı günün hayali ile gitmişti oraya..Meğer fikri baya sıradanmış…

    Bakın arkadaşlar..Sizin ampülü icad etme hevesi ile sakladığınız fikirlerin çoğu zaten uygulaması olan iş modelleri.Ama çoğunuz doğru dürüst birşey araştırmadığı ve bilgisayarı biliyormuş gibi davrandığı için gerçekleri göremiyor.Belkide hayallermi tatlı geliyor bilemem ama Türkiye’de adam gibi yaratıcı ve uygulanabilir fikri olan genç sayısı gerçekten çok az.Projesi olduğunu iddia eden kişilerin çoğunun fikrinin ya yüzlerce patenti vardır,ya o fikirle ilgili yüzlerce iş modeli örneği vardır yada ayakları yere basmayan,teknik ilkelere aykırıdır bu parlak iş fikirleri…komple hayaldir yani.onun için iyice araştırmadan,fizibilite etüdlerini yaptırmadan öyle önünüze gelen şirketin kapısını çalmayın.

    ayrıca şunu da söylemekte yarar var.gerçekten sağlam fikri ve ayakları yere basan bir projesi olan herkes,istediği parayı bulmakta zorluk çekmez.Türkiye’de bulamasa,ABD’de bulur,Avrupa’da bulur.Bunun sayısız örneği var.Öyle ev ipotek etmeye,araba satmaya falan gerek yok.

    Cevapla
  15. MYNET ve DOĞAN Holding mevzusuna gelince. Bu iki firma internette zekası,yaratıcılığı ve geliştiriciliği ile değil;parası ile ayakta durmaya çalışan firmalar.Bu firmalar parası ile var,zeka güçleri ile değil.o yüzden ömürleri fazla uzun değil.

    Cevapla
  16. meslekedinin.com ismini aldım kurs rehberi acmayı düşünüyorum (ah 10000 $)meslekedin.com a baktım kimin aydın doganın kızının cıktı tusıad baskadı dogan holdıng yönetim kurulu üyesi sizce sevinimmi üzüleyimmi

    Cevapla

Bir Cevap Yazın